Tüm geçersiz

r/reditpiyango nedir?

2020.10.13 11:24 _morbius r/reditpiyango nedir?

redditpiyango reddit coinlerinizle katılabileceğiniz piyangolar içeren bir subreddit'tir. Yapmanız gereken tek şey coinlerinizle piyangolara bilet alıp şansın sizden yana olmasını beklemek!
-Peki bilet ve ödül sistemimiz nasıl işliyor?
Piyangolara katılmak için ilgili piyango postuna almak istediğiniz bilet adedince "Coin Gift" awardı verip yorumlarda katıldığınızı bildirmeniz yeterli. Yani bir piyango için birden fazla bilet alabilirsiniz. Verdiğiniz awardların kullanıcı adınız gizli bir şekilde verilmediğinden emin olun! Aksi takdirde ne yazık ki katılımınız geçersiz sayılacak. Piyangolara katılan kişi sayısıyla doğru orantılı olarak ödül havuzumuz büyür. Kazanana ödülü "Coin Gift" awardı cinsinden geri verilir. Kazanan olamadınız mı? Üzülmeyin, ödül havuzuyla orantılı olarak teselli ödüllerimiz de olacak.
-Piyango süreci
Piyango postu paylaşıldıktan sonra piyango bitiş sürsesine kadar yapılan bilet alımları esas alınır. Bilet alım süresi sona erince, bilet alanlar arasından bir kazanan "rastgele" belirlenir. Kazanan ve -varsa- teselli ödülü sahipleri duyurulur ve ödülleri teslim edilir.
-Güvenlik
Aklınızda bu sisteme nasıl güvenebileceğinize dair sorular kalmış olabilir. Bu soruları ortadan kaldıralım. Kazananı belirlemek için bir çark uygulaması kullanacağız. Öncelikle çevirmeye başladığıma dair piyango postuna yorum atacağım ve sonra kazananı belirlemek üzere çarkı çevireceğim. Ve tüm bu süreç ekran kaydına alınıp sizinle paylaşılacak!
Bonus: Reddit coininiz yoksa üzülmeyin. Çok yakında katılımın ücretsiz olacağı piyangolarla da karşınızda olacağız.
submitted by _morbius to redditpiyango [link] [comments]


2020.10.12 11:13 KCTurkeyCM2 Suterusu (SUTER) Token Takası’nı Tamamladı!


Suterusu (SUTER) projesi ve KuCoin ekibi, SUTER'i güvenlik durumundan korumak için 11031485 ledgerde 1: 1 token Takası yapmayı taahhüt etti. 11031485 ledgerden sonraki tüm işlemler geçersiz kılınacak ve yasal olmayacaktır.
Detaylı bilgiyi websitemizden edinebilirsiniz.
submitted by KCTurkeyCM2 to kucointurkey [link] [comments]


2020.09.29 10:50 KCTurkeyCM2 Newscrypto (NWC) Token SWAP'ını Tamamladı!


Newscrypto (NWC) projesi ve KuCoin ekibi, NWC'yi güvenlik durumundan korumak için 31795563 ledgerde 1: 1 token SWAP yapmayı taahhüt etti. 31795563 ledgerden sonraki tüm işlemler geçersiz kılınacak ve yasal olmayacaktır.
Detaylı bilgiyi websitemizden edinebilirsiniz.
submitted by KCTurkeyCM2 to kucointurkey [link] [comments]


2020.09.27 14:59 KCTurkeyCM2 KardiaChain (KAI) Token Swap'ı Tamamladı!


KardiaChain (KAI) projesi ve KuCoin ekibi, KAI'yi güvenlik olayından korumak için 10942639 blok büyüklüğünde 1: 1 token SWAP yapmayı taahhüt etti. 10942639 blok büyüklüğünden sonraki tüm işlemler geçersiz kılınacak ve yasal olmayacaktır.
Detaylı bilgiyi websitemizden edinebilirsiniz.
submitted by KCTurkeyCM2 to kucointurkey [link] [comments]


2020.09.01 18:59 KCTurkeyCM2 Yeni Marjin Tüccarlarına Hediyeler, İlk Transferinize Eşdeğer Bonus Kazanın!


Etkinlik Süresi: 1 Eylül 2020, 10:00:00 - 7 Eylül 2020, 18:59:59 (UTC +3)
Kurallar:
  1. Bu etkinlik, yalnızca kaldıraçlı işlemler gerçekleştirmemiş kullanıcılar için geçerlidir;
  2. Faaliyet süresi boyunca, varlıkları Marjin Hesaplarına ilk kez transfer eden kullanıcılar, transferlerine eşdeğer olarak USDT bonusu alacaklardır (200 USDT'ye kadar);
  3. Bonus, %40 kaldıraçlı ticaret ücreti şeklinde açılacak ve etkinlik bitiminden itibaren her Cuma günü iade edilecektir. Tüm bonuslar Marjin Hesabına iade edilecektir;
  4. Bonusun kilidini açmak için geçerli süre 30 Eylül 2020, 18:59:59 (UTC+3) 'a kadardır ve bu süre içinde kilidi açılmayan bonus geçersiz olacaktır;
  5. Formu dolduran ilk 500 kullanıcı bonusu almaya hak kazanacaktır.
Detaylı bilgiyi websitemizden edinebilirsiniz.
submitted by KCTurkeyCM2 to kucointurkey [link] [comments]


2020.08.28 15:19 karanotlar “Yes hay em! Hay çem?”*

Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeniler ve Ermeni kimliği üzerine sosyal medyada başlayan tartışma yeni boyutlar kazanarak sürüyor. Jbid Arsenyan konuyla ilgili yayınlanan iki yazıyı merceğine alıyor ve konuya başka bir pencereden bakıyor.
Sosyal medya üzerindeki “Ermenilik ve Ermeni kökenli olmak nedir?” tartışmaları akabinde, bazı yazarlar verilen tepkileri Müslümanlaştırılmış Ermeniler’in dışlanması ve “Ermeniliğin ölçülmesi” üzerinden okudular. Bu yazı, verilen tepkilerin, Ermeniliğin sınanması ile ilgili değil, Ermenilik kavramının tanımı ve temsilindeki fikir ayrılıkları sebebiyle olduğunu açıklamak için yazılmıştır.
Ben 6-7 yaşlarındayken amcam beni “sen Ermeni değilsin” diye şakacıktan kandırmış, akabinde yaşadığım mini kimlik bunalımımın da ses kaydını almıştı. O yüzden, o anıyı hatırlamasam da, babamın tekrar tekrar dinlettiği kendi sesim hala kulaklarımda. Kayıt şöyle bitiyor: “Ama hayu açugner unim! / Ama Ermeni gözlerim var!”
Babamla ne hayat görüşümüz ne politik duruşumuz benzese de, ben Ermeniliği en çok babamdan öğrenmişimdir. Dil üzerinden öğrenilmiş; Ermenice kitaplar, şiirler, gazeteler ve şarkılarla, dil ile aktarılan bir Ermenilik. Babam için önce dildir Ermenilik.
Benim Ermeniliğim ise adımda başlar, adımda biter. Üç benzemez sessiz harfin buluşmasıyla bu ad, Türkiye’de Ermeni olmanın yükünü hem yaratır hem taşır. İnsanların yüzüne yüzüne, üstüne basa basa seslendiririm adımı. Soru işaretli bakışları cevaplayan “...Ermeniyim.” sözünün akabinde karşımda büyük ihtimalle şu üç kişiden biri belirir: yüzeysel (“Ay benim de Ermeni bir komşum vardı, çok severdim!”), bilinçsiz (“Yabancı mısınız?”), veya ırkçı (“Estağfurullah!”). Bu harf cümbüşü ismimle tekrar tekrar hatırlar ve hatırlatırım Ermeniliğimi. Bazılarının Ermeniliği din eksenlidir, kilise üzerinden tanımlar kendisini. Bazıları okulu ve dönemdaşlarıyla yapar bunu; veya derneklere, vakıflara adadığı zamanla. Bazılarının soykırım üzerinedir, soykırım inkarına karşı verdiği mücadele üzerinden Ermeniliğini kavrar.
Bazıları ise sadece Ermeni doğar-büyür-ölür Türkiye’de; üstüne öyle uzun uzadıya da düşünmeden ama en az bir kez (Bir mi???) kimliğinin ayrımcılığına uğrayarak. Vaftiz ve düğünlere, cenazelere katılır kilisede, mezarlıklarda bir yakınını ziyaret eder, 4 Sarven 7 Karolin tanır, mutlaka Dznunt ve Zadig kutlamıştır ailecek, hiç Ermenice konuşmasa bile o konuşamadığı dil Batı Ermenicesi’dir. Vardır işte, bir Ermeni olarak “var”dır. Çünkü öyle doğmuştur; kendini bir şeylere göre tanımlamadan, bir cemaat çapasına bağlanmadan, kendisine hatırlatılmadıkça kimliğini tekrar tekrar kendine ve başkalarına olumlamaya çalışmadan, sadece var olarak.
Sıradan bir Ermeniyim ben. Birçoğumuz gibi sıradan. Su alan bir teknedeymişçesine içinde hayatta kalmaya çalıştığımız bu topluma, sıradan olmama gibi bir borcumuz mu var zaten? Ermeniliği tatlı dille, ürkütmeden anlatma, hep ilerici politikaları destekleme, hep iyi insan olup “Ermenileri iyi gösterme” borcumuz mu var? Daha fena sıradan olma halleri de var üstelik; değil Ermeniliğe, insanlığa borcunu ödemeyen, haksızlığa ses çıkarmayıp bilakis destekleyen, hatta haksızlık eden, can sıkan/can yakan Ermeniler de var. “Paslı büyük bir ot makası” yazısında Rober Koptaş’ın tam da dediği gibi, “Ermenilik hallerinin hangilerinin makbul olduğuna nasıl karar verebilirsiniz?” Veremeyiz, vermemeliyiz zaten; bu Ermenilik hallerinin hepsi, kim olduğumuzdan azade, birleşip bizi aynı çilede bir araya getiren hallerdir.
Makbul Ermenilik Ama ne yazık ki yazı, bu bahsettiğim Ermenileri kast etmiyor, hatta onları gayrı-makbulleştiriyor. Yazı, soykırımdan kaçarken Müslümanlaştırılmış Ermenilerin torunlarının, torunlarının çocuklarının, kendi köklerinin izini sürme hikayesinden bahsediyor ve diyor ki, “Hayatını bu türden hassasiyetleri gözeterek tuğla tuğla ören insanlara ‘Sen Ermeni olarak konuşamazsın!’ diye parmak sallayamazsınız.” Halbuki Ermenilik kavramını, hassasiyetler gözeterek tuğla örmek düzlemine çeken bu yazı, tam da yapmayın dediğini yaparak yeni bir “makbul Ermenilik hali” tanımlıyor. “Üstenci, ayrımcı, ayrıştırıcı, hiçbir haksızlığa ses çıkarmayacak kadar korkak ama kendilerinden aşağı gördüklerine verip veriştiren”ler Beyaz Ermeni yaftasıyla ötekileştirilirken; yalnızca Ermeni kimliği uğruna mücadele verenlerin makbul olduğu bir Ermenilik inşa ediyor. Ve inşa edilen bu yeni makbul Ermenilik halleri’nde Ermenilik, bir mücadele çerçevesiyle tanımlanıyor.
Bir dönemin kapanışı Yirmili yaşlarımda ben de cemaatimde bunu aramıştım; çünkü bana göre ezilen olmak, duyarlı olmayı gerektiriyordu. Cemaat neden ilerici fikirleri yeterince hızlı kabullenmiyor, neden hala toplumsal cinsiyet rollerine göre hareket ediyor, neden ulusalcı kodları benimsiyor, neden dini bu kadar merkezine alıyor, neden neden neden… diyerek, feminist ve ateist bir Ermeni olarak kendi kimliğime yabancılaşmıştım. Sonra birden kahramanınızı, tüm çocukluğunuzun geçtiği sokağın köşesinde, üzerine gazete serilmiş halde televizyon ekranında görüyorsunuz ve mağdur suçlayıcı (1) döneminiz kapanıyor. Ben kimdim ki, kendi seçmediği bir düşmanlığın içine doğup, kabuklarına sığınan bir cemaate parmak sallayayım?
Kabuğunun içindeki sıradan Ermenilerin, sıradanlık hakkı gasp ediliyor bu yeni makbuliyet inşasıyla. Ve bu gasp, gündelik varoluşların performatif bir Ermeniliğin nesneleri haline getirilmesiyle yapılıyor. Yani bizi biz yapan gündelik unsurlarımız, çöreklerimiz, alfabemiz, bayramlarımız, şarkılarımız; genel bir Ermenilik halinden bağımsız süsler olarak takıştırılıyor, görsel unsurlarına indirgenen kimliğimizin bu folklorik öğelerden ötesi olduğuna dair yaptığımız itirazlar ise Ermenilik sınamak olarak adlandırılıyor. Gaz lambasını (2) yüzümüze yüzümüze tutup “Ermeniliklerini hatırlamaya çalışanların hakkını bu etnik kibrinle ne hakla gasp edersin?” diye soruyorlar ve biz de birbirimize bakıp şaşkın gözlerle “Bu yaptığımız ayrımcılıkdı՞r?” diye soruyoruz. Oysa asıl sorun, bize aslen ne olduğumuzu unutturmaya çalıştıklarını unutturmaya çalışmaları.
Bir köken meselesi mi? Sormamız gereken soru şudur: Ermenilik bir köken meselesi midir?(3) Kiliselerimizde evlenirken, okullarımıza kaydolurken, mezarlıklarımıza gömülürken “Ermeni hissediyor” kutucuğunu işaretleyip geçtiğimiz bir duygudurum mudur Ermenilik? Yoksa izleyen gözlere vatandaşlık numarası, cemaate ise vaftiz kağıdı ile tezahür eden, pek de teknik bir altyapı ile tıkır tıkır işleyen ve kaydı tutulan bir olgu mudur? Diasporanın “Türkleştiler” gerekçesiyle sırt çevirdiği, devletin yönetimini esir aldığı, gazetelerinin tehdit altında var olmaya çalıştığı, daraldıkça daralan bir çemberde azaldıkça azalan , (4) bunun da sebebinin “genetik saflık” gibi cemaat içi taleplerin değil, bu tıkır tıkır işleyen asimilasyon sisteminin ezdiği bir var olma hali. Soyu kırılan, soyu kırılamayanın Müslümanlaştırılıp “saklandığı”, (5) saklananların sesini çıkarmaktan korkarak çocuklarına, torunlarına hikayelerini aktaramadığı, hikayelerini koruyup kollayacak ve kendisinden sonrakilere aktaracak kadar şanslı olan Ermenilerin torunlarının ise o gün tekrar gelebilir endişesiyle kendilerine kabuklar ürettiği bir korku gerçekliğidir Türkiye’de Ermenilik. (6)
Biz hala inkar politikalarının kırmızı şeritlerle çerçevelediği bir olay yeri’nde yaşadığımız için; soykırım tazminatları ve Ermeni kotaları gibi üzerinde politikalar üreteceğimiz gerçekliklerimiz yok. Bu yüzden diyorlar ki “Neyi paylaşamıyorsunuz? Korkmayın sizden rol çalmazlar.” Fakat Ermenilik bir tiyatro oyunu değil ki rol paylaşamayalım. Ermeni kökenlerine sahip çıkan ve ailelerinin kayıp hikayelerine ses olanlarla bir derdimiz olamaz. Bu torunlar gnunk/bsag olmak, çocuklarını okullarımıza kaydetmek, yayalarının mezarlarını mezarlıklarımıza taşımak istediklerinde “Siz gayri-Ermenileştiğiniz için sizi cemaatimize kabul edemeyiz.” cevabı aldıkları gün, elbet “Neyi paylaşamıyorsunuz?” diyerek köklerini arayanlarla saf tutacağız. Lakin bugün meselemiz bu değildir ve ne yazık ki mesele, çok daha dar bir alanda cereyan etmektedir. İtiraz ettiğimiz şey, bu yeni makbul Ermenilik hali’nin inşasıdır. Çünkü bunun politik sonuçları olacaktır. Ermenilik kavramını bir duygudaşlığa indirgeyip romantize ederek, arka planda Dle Yaman çalarken çörek yapan yayalar üzerinden tanımlamak ve bu ortak paydada buluşan tüm Ermeni kökenliler içinden, ilerici bir kimlik ile kanaat önderliği ve hesap sorma mekanizmaları üretmek; sıradan Ermenilerin, Ermenilikleri üzerine söyledikleri sözleri geçersiz kılacaktır.
Şu bir gerçektir ki cemaatimizin; sıradan bir Ermeni olma halinin ne bu politik iklimde ne de bu ülkede sürdürülebilir olmadığını fark etmesi ve kendini adalet ve hak arayışına adamış, söylenmeye korkulan sözleri seslendirmekten çekinmeyen cesur ve ilkeli Ermeniler’den ilham alması gerekmektedir. Fakat acılarımızı estetize etmeyi reddettiğimiz veya kimliğimizi çekicimiz yapıp çivi gördüğümüz her çıkıntının kafasına indirmediğimiz için, gerçekliklerimiz ve deneyimlerimiz, sıradan oldukları gerekçesiyle geçersiz kılınamaz. Ermenilerin, herhangi bir makbullük haline süs olma borcu yoktur.
Notlar
2- Gaslighting: Bireyin kendi hafıza, algı ve akıl sağlığını sorgulayıp irdelemeye iten bir çeşit kötü yönlendirme.
3-ABD Senatörü ve 2020 Demokrat Parti Başkanlık Adaylarından Elisabeth Warren, Amerikan yerlisi olduğu iddiasını DNA testiyle kanıtladığı zaman, Cherokee Nation şöyle bir açıklama yaptı: “For most Native Americans, culture and kinship is what creates tribal membership — not blood. / Çoğu Amerikan yerlisi için cemaat aidiyeti kültür ve hısımlıkla oluşur– kanla değil.”
4-2015 sonrası, içinde benim de bulunduğum, 1980’lere benzer yeni göç dalgası ile durum daha da kötüleşmektedir.
5-Bu “saklama”nın aslında ne ifade ettiğini Lerna Ekmekçioğlu’ndan dinleyebiliriz.
6-Burada muhtemelen hepimizin aklına aynı Agos yazısı geliyor.
JBİD ARSENYAN http://www.agos.com.ttyazi/24486/yes-hay-em-hay-cem
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.13 15:43 biajansnet Seo Anahtar Kelimeler Nedir? Seo Neden Önemli? Dijital Reklam Ajansı

Seo Anahtar Kelimeler Nedir?

Arama motorları için optimize edilmiş bir web sitesi, potansiyel ziyaretçi tabanı olarak arama motorlarını sitenize bağlamaya yardımcı olan SEO anahtar kelimeler “aynı dili konuşur”. Anahtar kelimeler SEO’nun ana unsurlarından biridir.
Başka bir deyişle, kullanıcıların sizi bulmasını kolaylaştırmak için sunduğunuz ürünleri, hizmetleri veya bilgileri nasıl aradıklarını bilmeniz gerekir; aksi takdirde yanlış anahtar seçiminde satmış olduğunuz ürünü Google ziyaretçiye göstermez. Bu nedenle, bir anahtar kelime listesi geliştirmek, herhangi bir arama motoru optimizasyonu girişiminin ilk ve en önemli adımlarından biridir. Anahtar kelimeler diğer tüm SEO çalışmaları için temel olduğundan, SEO anahtar kelimelerinizin kitleniz ile son derece alakalı olmasını ve etkili bir şekilde organize olmasını sağlamak için zaman ve yatırım yapmaya değer.
Doğru SEO anahtar kelimelerine yerleşmek, hem deneme hem de hata içeren hassas bir süreçtir, ancak temel bilgilerin anlaşılması kolaydır. Burada, müşterilerinizin aradıklarını araştırarak, bir arama motoru sonuçları sayfasında sıralamanıza yardımcı olacak anahtar kelimeleri keşfederek ve onları çevrim içi içeriğinizde çalışmaya yönlendirerek size yol göstereceğiz.

SEO için en iyi anahtar kelimeleri bulma

SEO anahtar kelime araştırması söz konusu olduğunda, çoğu kişi eksik bilgi veya yeni başladığından dolayı aynı hataları yapar..
Temel olarak, SEO anahtar kelime araştırması işinizin sürekli ve gelişen bir parçası olmalıdır. Eski anahtar kelimelerin periyodik olarak yeniden değerlendirilmesi gerekir. Yüksek hacimli, rekabetçi anahtar kelimelerin aksine “Güncel/Trend” anahtar kelimeler olmalıdır. Sitenizi ziyaret edenler – özellikle de hizmetlerinizi aktif olarak arayan kişiler ise – en az kaç kişinin ziyaret ettiği kadar önemlidir.
Kendinizi rakiplerinizle aynı anahtar kelimeleri kullanarak bulursanız göze çarpmazsınız. Yalnızca yeni anahtar kelime arama araçlarını denemek ve sonuçları takip etmekle kalmaz, aynı zamanda kendi araştırmanıza dayanarak deneme yapmaktan çekinmeyin.

HER ŞEY SIRAYLA

Anahtar kelime araştırması. Bunu hem web siteniz hem de içerik pazarlama stratejiniz için yapmanız gerekir. Bu sonuçlarda sunulmak için potansiyel müşterilerinizin aradığı bir dizi terim belirlemeniz gerekir. En yüksek hedef, şirketinizin Google’da kolayca bulunabilmesi olmalıdır.
Mevcut anahtar kelime araştırmasıyla web sitenizi ve blogunuzu optimize etmeye devam etmemeniz gerektiğini söylemiyorum. Diyorum ki arama hacmi çoğu zaman yavaş gelişir . Bu nedenle, yeni ve daha alakalı içerikle tekrar gözden geçirilmeden ve güncellenmeden önce bir içerikten altı ay veya daha uzun bir süre yararlanabilmeniz gerekir.

Anahtar kelime optimizasyonu ipuçları:

Seçtiğimiz anahtar kelimelerle sayfalarımızdaki içeriği optimize etmemize yardımcı olması için Yoast WordPress eklentisini kullanıyoruz. Bu eklenti, içeriğinizi analiz eder ve arama motorları için en önemli faktörlerin nasıl geliştirileceği konusunda önerilerde bulunur.

SEO için sayfa başlıkları ve meta açıklamalar nasıl olmalıdır?

En iyi sayfa başlıklarını ve meta açıklamaları yazmak için bunları benzersiz yapmalı, çok kısa veya uzun olmadıklarından emin olmalısınız, her sayfa için doğru anahtar kelime öbekleri kullanmalı, anahtar kelimeler girmemeli ve robotlar için değil, insanlar için yazmalısınız.
Bu kurallar basit ve takip edilmesi kolaydır ve iyi optimize edilmiş sayfa başlıkları ve meta açıklamalar sonucu web sitenize daha fazla trafik gelir.
Kötü yazılmış veya eksik meta açıklamalar, kullanıcıların Google’ın arama sonuçlarında bir sayfayı fark etmemesine neden olabilir; bu, sayfalarını ziyaret etmek isteyen ve rakiplerini değil işletme sahipleri için kötü bir haberdir.

Sayfa başlıkları ve meta açıklamalar nasıl optimize edilir?

Google, her arama sorgusu için sürekli olarak doğru SERP tasarımını göstermeye çalışıyor. Bu nedenle, Google’ın sonuçları gösterme biçimiyle eşleşmeyen bir sayfa başlığı veya meta açıklama yazarsanız, işlerini yaparak rakiplerinize yardımcı olursunuz.

Başlık etiketi kontrol listesi

Google başlık etiketinizi geçersiz kılabilir mi?

Evet bazen Google, SEO anahtar kelimeler ve başlık etiketinizi beğenmezse, meta açıklamanızdan ve sayfa içeriğinizden bilgi alarak arama motoru sonuçları için yeniden yazar . Bu, oluşturduğunuz kadar iyi olmayacaktır, bu nedenle kendi başlık etiketinizin tamamen alakalı, açıklayıcı, anahtar kelime açısından zengin ancak okunabilir ve doğru uzunlukta olduğundan emin olmalısınız.

Son olarak,

SEO anahtar kelimeler, başlık etiketleri ve meta açıklamalar, web sitenizin içeriğinin önemli öğeleridir. Başlık etiketi ve meta açıklama etiketleri, tanımladıkları web sayfasının içeriğiyle alakalı anahtar kelimeler içermelidir. Bu, Arama Motorlarının sayfanın ne hakkında olduğunu anlamasına ve web sayfalarınızı alakalı anahtar kelimeler veya anahtar kelime öbekleri için dizine eklemesine yardımcı olur. Başlık etiketleri ve meta açıklamalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir uzmandan yardım alın.
Biajans Reklam Ajansı olarak güçlü ve deneyimli bir ekibe sahip dijital reklam ajansıyız. Reklam hesaplarının yönetimi dışında Google Ads, SEO, Web Tasarım, Video Prodüksiyon, İnstagram Reklamları, Facebook Reklamları ve Youtube Reklamları için de bize ulaşabilirsiniz. Sitenizi ücretsiz olarak analiz etmek için bize bilgilerinizi bırakın.
Daha fazla bilgi için; https://biajans.net/seo-anahtar-kelimeler-nedi
submitted by biajansnet to u/biajansnet [link] [comments]


2020.07.01 15:24 Dapplication Araba otomatik şanzıman türleri.

Araba otomatik şanzıman türleri.
Baş not: Bilal'e anlatılacak bir not değil, biraz karışık bir konu. Basitleştirebileceğim kadar basitleştireceğim.
Şanzıman örnekleri 2005 ve sonrası için geçerlidir. Bazı daha eski veya daha yeni örnekler de olabilir.
Ve de liste ülkemize gelen modelleri kapsar.
Tek kavrama (Yarı otomatik) otomatik şanzımanlar: Bu şanzımanlar normal bir manuelin otomatikleştirilmiş hâlidir. Debriyaj sistemini bir robot, vites sistemini bir robot kontrol ediyor diye düşünün. Vites atma ve düşürme zamanlarını birkaç sensör kontrol eder ve sizin tepkilerinize göre de vites atma zamanları değişir.
Vites geçişleri sarsıntılı ve yavaştır. Yakıt yakma olarak en düşüğü diyebiliriz. Sorun(suzluk) olarak biraz daha manuele benzerdir. Balata sistemi değişimi eninde sonunda yapılacaktır. Çok sorunlu modellerde kavrama değişimi çıkabilir.
Çift kavrama (Yarı otomatik) otomatik şanzıman: Bu şanzımanlar iki kavramanın birleşimi ile oluşmuş şanzımanlardır. Bir kavrama 1-3-5-7-9 viteslerini temsil ederken öbür kavrama 2-4-6-8-10(vites sayısı modele ve şanzıman türüne göre değişebilir, Volkswagen Grubunun DQ200 şanzımanı 7 vites iken DQ250 şanzımanı 6 vitestir. Ford-Volvo'nun (eskiden) kullandığı Powershift 6, Renault grubunun kullandığı EDC 6, Fiat grubunun TCT şanzımanı 6 vitestir.) viteslerini temsil eder. Bir kavrama bir vitesi çalıştırırken öbür kavrama bir ileri vitesi aynı anda çalıştırır. Bu sayede vites geçişleri çok hızlıdır.
Fakat her gülün de bir dikeni vardır. Sorun(suzluk) adına en sıkıntılı vites türlerindendir. Kavrama sistemi veya mekatronik sistem değişimleri 100.000 KM kullanımı civarında boy gösterirken fabrika garantisiz araçlarda 10.000 TL'den 40.000 TL'ye kadar masraf çıkartabilir. Yakıt yakma olarak yine düşüktür.
Tam otomatik şanzımanlar: Bu şanzıman sistemi planet dişlerinin kavramayla birleşmesiyle oluşan kompleks bir sistemdir. Bazı türlerinde de balata sistemi vardır. Firmalar 2000-2010 yılları arasında çok kullanırken 2010-2015 yılları arası daha çok yarı otomatik şanzımanlar kullanmıştır. 2015 yılından beri çoğu firma teker teker bireysel araçlarına tam otomatik şanzıman koymaya başladı.
Sorun(suzluk) olarak hemen hemen en iyi şanzıman budur. Dezavantajı olarak çok yakması ve yavaş vites geçmesi yatıyordu. 2015 itibarıyla bu da değişti. Modern tam otomatikler hem hızlı hem de az yakıyorlar.
Kayışlı(CVT) otomatik şanzıman sistemi: Sonsuz orana sahiptir. Firmalar bunun sayesinde istediği oranda sanal vites sistemi yaratabilirler. Aynı şekilde motorun son gücünü kullanmaya çalışırsanız da sanal vites sistemini bırakıp son devirde tam çalışmasına olanak sağlar. Daha çok atmosferik motor araçlarda kullanılır(atmosferik motorlar yüksek devirlerde tork verdiğinden dolayıdır).
Sorun(suzluk) adına zincir kayışlılar sorunsuz ilân edilir. Fakat aynı şekilde işini başına batıran Nissan firması da vardır. Yakıt yakma konusunda pimpirikli bir insansanız baştan atmosferik motor almamanız gerekir. Vites geçişleri sanal olduğu için ya yok ya da bilgisayarın kompleks hissiyat kodlamasına bağlı diyebiliriz.
Vitessiz otomatik şanzıman sistemi: Kendim de maalesef çok fikrim yok, kısaca geçersek hybrid ve elektrikli araçlar kullanır. Sorun duymadım diyebilirim. Ülkemizde daha çok Toyota Hybrid sisteminde olan e-CVT kullanılır. Ve bu şanzıman konusunda en son baktığımda çok bilgi kirliliği vardı. 3 farklı kaynak 3 farklı sistem söylüyordu.
Bonus: SkyActiv-Drive: Mazda'nın son dönem şanzımanı. CVT-Tam otomatik ve Çift kavrama yarı otomatik şanzıman sistemlerini birleştirip hepsinin iyi tarafını alıyor. 2018 ve sonrası Mazda 6'larda var diye biliyorum. Fakat Mazda ülkemizde bitmek üzere, en son sıfır araba siparişi için minimum 2021 yılını veriyordu.
Şanzıman örnekleri(baş notu okuyunuz):
Tek kavrama(Yarı otomatik) otomatik şanzıman sistemi:
Alfa Romeo: Eski modellerinde (ülkemizde en çok olan 147-159 modelleri özellikle) Selespeed tek kavrama şanzıman kullanılır.
BMW: 2008 yılına kadar bazı modellerinde steptronic tek kavrama şanzıman kullanıldı.
Citroen: 2015 yılına kadar C4 Cactus dışı MCP tek kavrama şanzıman kullanıldı(anlamanın en iyi yolu şu, BlueHDi isimli motorda EAT tam otomatik şanzıman kullanıldı), C4 Cactus'te ise ETG6 şanzıman kullanıldı.
Dacia: Otomobil kategorisine giren araçlarına ZF yapımı Easy-R tek kavrama şanzıman kullanıldı.
DS Automobiles: 2015 yılına kadar ETG6 kullanıldı.
Fiat: Eski modellerinde tek kavrama Dualogic, yeni modeller arası sadece 500L tek kavrama Dualogic şanzıman kullanılıyor.
Honda: Jazz modelinde 2008-2012 arası i-Shift tek kavrama otomatik şanzıman kullanıldı.
Lancia: Ülkemize gelen modellerinde MTA tek kavrama şanzıman kullanıldı.
Mazda: 6 modelinde 2013 yılına kadar 5 ileri tek kavrama otomatik şanzıman kullanıldı.
Mitsubishi: Colt modelini ele alırsak 2019'a kadar AMT tek kavrama şanzıman kullandılar.
Opel: 2009 yılına kadar 6 ileri ZF yapımı tek kavrama Easytronic şanzıman kullanıldı. Astra K modelinde ülkemize çok çok az gelen 1.0T motoruyla beraber de yine Easytronic şanzıman kullanıldı.
Peugeot: 2012 yılına kadar Auto6R, 2012-2015 arası ETG6 tek kavrama şanzıman kullanıldı.
Toyota: 1.3 D4D kanser motorla kanser M-M/T şanzıman kullanıldı. Neyseki 2018 yılında her ikisi de üretimden kaldırıldı.
Çift Kavrama(Yarı otomatik) otomatik şanzımanlar:
Alfa Romeo: En yeni ülkemize gelen Mito-Giuletta modellerinde 6 ileri TCT çift kavrama şanzıman kullanıldı.
Audi: A1-A3-Q1-Q2-Q3 modellerinde kuru çift kavrama DQ-200 DSG çift kavrama şanzıman kullanıldı, A4-A5-A6-Q4-Q5-Q6 modellerinde ıslak çift kavrama DQ-250 DSG çift kavrama şanzıman kullanıldı.
BMW: Bazı modellerde Drivelogic adı altında DCT, BMW X1- 2 Grand toure Active tourer'de ise 2018 sonrası modellerinde Getrag yapımı çift kavrama kullanıldı.
Fiat: Dizeller çift kavrama DCT, benzinliler 2019 sonrası yine çift kavrama DCT.
Ford: 2012-2018 arası çift kavrama Powershift, 2018-günümüz arası yine kullanılıyor, fakat tam otomatik şanzıman seçme olanağınız var.
Hyundai: Turbo benzinli modellerin hepsi çift kavrama DCT, yeni Turbo dizel modellerinde ise yine çift kavrama DCT kullanılıyor.
Infiniti: 7 ileri çift kavrama DCT kullanıyor.
Kia: Hyundai ile aynı ama daha yorucu. Kia Rio'da Hyundai için olan şey geçersiz, onun dışında aynı.
Mercedes: C segmenti araçlarında 7G-DCT Tronic çift kavrama DCT şanzımana sahip.
Renault: Megane 3 benzinliler dışı Megane'lar 6 ileri kuru çift kavrama EDC kullandılar, Talisman ile birlikte 7 ileri ıslak çift kavrama EDC kullandılar.
Volkswagen grubu geneli: Ibiza, Leon, Toledo, Arona, Fabia, Octavia, Superb, Yeti, Karoq, Kodiaq, Polo, Golf, Passat, Jetta, CC, Arteon, Tiguan, T-Roc modelleri için 1.0, 1.2, 1.4, 1.5, 1.6 TSI-FSI modelleri için DQ-200 DSG kuru çift kavrama, Amarok, Touareg, Octavia, Superb, Karoq, Golf, Passat, CC, Arteon ve Tiguan için 2.0-2.5 TDI/TSI modellerinde ufak istisnalar dışı DQ-250 DSG ıslak çift kavrama şanzıman kullanıldı.
Volvo: Ufak karışık, 2018 yılına kadar 2.0'dan küçük T3 "olmayan" motorlarda 6 ileri Powershift kullandılar. Başlarına da bela oldu.
Tam otomatik şanzımanlar:
Audi: A7-A8-Q7-Q8 gibi üst uç modellerde Tiptronic 8 ileri tam otomatik şanzıman kullandılar.
BMW: 2018 yılına kadar 2 serisi Active ToureGrand Tourer ve X1 serisi araçlar için Aisin yapımı 6 ielri tam otomatik, diğer çoğu modelde tam otomatik ZF8 kullandılar.
Chevrolet: 2.0 altı motorlarda Aisin yapımı AT6 tam otomatik şanzıman kullanırken 2.0 ve üstü motorlarda General Motors yapımı tam otomatik şanzıman kullanır.
Citroen: 2015-2018 arası tam otomatik EAT6 şanzıman kullanırken 2018'den günümüze kadar EAT8 tam otomatik şanzıman kullandılar.
DS Automobiles: 2015-2018 arası tam otomatik EAT6 kullanırken 2018'den günümüze kadar EAT8 tam otomatik şanzıman kullanır.
Fiat: 2019'a kadar turbo benzinli modellerinde AT6 tam otomatik şanzıman kullanıyordu.
Ford: 2000-2004 arası eski tip tam otomatik 4 ileri şanzıman, 2008-2012 arası yine eski tip tam otomatik şanzıman kullandılar. 2018'den günümüze kadar ise 8 ileri tam otomatik Geartronic ile 6 ileri yarı otomatik Powershift ile beraber satar. Sıfır alırken seçim yapılıyor.
Honda: Dizelleri ülkemize geldiğinden beri 9 ileri ZF9 tam otomatik şanzıman kullanıyor.
Hyundai: Atmosferik benzinliler tam otomatik, eski dizellerin tamamı tam otomatik.
Mazda: 3 serisinde ülkemizde olan "daha yeni 2010 sonrası" araçlarında 6 ileri tam otomatik AT6 şanzıman kullanıyor. Mazda 6 dışı eski modellerinde 4 ileri eski tip tam otomatik şanzıman kullanır.
Mercedes: D segmenti ve üstü araçlarsa 7 veya 9 ileri tam otomatik 7G-Tronic / 9G-Tronic şanzıman kullanır.
Nissan: Laurel Altıma, Maxima QX, Micra, Pathfinder modellerinde (2010 öncesi için geçerli hepsi) 4 ileri eski tip tam otomatik şanzımana sahip.
Opel: 2009 sonrası hemen hemen tüm modellerde AT6 tam otomatik şanzıman kullandılar. En yeni kasa araçlarında ise Corsa EAT8 tam otomatik şanzıman kullanıyorken Peugeot Opel'i alsa da GM'nin model sahipliği yüzünden Astra ve Insignia için AT9 tam otomatik GM şanzımanı kullanıyor.
Peugeot: 2015-2018 arası EAT6 tam otomatik şanzıman, 2018'den günümüze kadar EAT8 tam otomatik şanzıman kullanıyor.
Renault: Megane 1-2 modellerinde eski tip 4 ileri tam otomatik şanzıman kullanıyorlar.
Suzuki: Cross ve Vitara en son kasada 6 ileri tam otomatik AT6 şanzıman kullanıyor iken Swift'in önceki kasasında yine 6 ileri tam otomatik AT6 şanzıman kullanılıyordu.
Kullandıkları tam otomatik Aisin tarafından üretildi. 4-5 ileri Tam otomatikler yıllar boyu kullanıldı(Swift-Grand Vitara-Jimny)
Volkswagen: Amarok ve Touareg'in 3.5 motorlarında tam otomatik şanzımanlar kullanıldı.
Volvo: Karışıklardan biri yine. T3 motorlar 6 ileri tam otomatik Geartronic şanzıman kullandı. 2017 yılından sonra hepsi 8 ileri tam otomatik Geartronic'e geçti. Fakat hâlen V40 T3 motor ile 6 ileri tam otomatik şanzıman kullanıyor.
[•alıntıdır•] Ek bilgi olarak önceki kasa volvoların (yani 2006 öncesi S80, 2010 öncesi S60 ve 2004 öncesi S40'lar ve bunların SW-SUV versiyonları) bütün motorları tam otomatik şanzıman kullanır. Bunların en sabıkalısı S80 T6(çift turbolu olan)'nın şanzımanı, kronik sıkıntılı bir şanzıman.
Ayrıca volvoda 1999-2003 arası 5 ileri olan şanzımanların eğer yağı düzenli değişmezse yüksek km'lerde problem çıkarma ihtimalleri normalden fazladır.
Kayışlı (CVT) şanzıman sistemleri:
Audi: A4-A5-A6(SUV serisini bilmiyorum) 2015 civarı yeni kasaya geçene kadar CVT kullandı.
Ford: 2005-2007 arası CVT kullandı.
Honda: 2008'e kadar Jazz için CVT kullanıldı, 2012'den günümüze kadar yine CVT kullanıldı. Civic için ise 2017 sonrası atmosferik motorlarda CVT kullanılıyor.
Nissan: Şu anda çoğu modelinde CVT kullanıyor.
Renault: Megane 3 modelinde benzinli motorlarla CVT kullandılar.
Toyota: Atmosferik benzinlilerde CVT kullanıyorlar.
Vitessiz şanzıman:
Lexus: e-CVT
Toyota: e-CVT
submitted by Dapplication to bilaleanlatirgibi [link] [comments]


2020.05.24 11:37 volvobet Milosbet Milosbet üye ol Milosbet giriş Milosbet güvenilir mi Milosbet73 Milosbet74 Milosbet75 Milosbet com

Milosbet Milosbet üye ol Milosbet giriş Milosbet güvenilir mi Milosbet73 Milosbet74 Milosbet75 Milosbet com
MilosbetÜlkemizde kullanıcılarına uzun zamandır hizmet sağlamakta olan bu platform güncel hizmetleri ve emin alt yapısı tercih edilen sitelerin içinde bulunmaktadır. Platforma göz gezdirdiğimiz zaman basit bir tasarıma haiz olduğunu görebiliyoruz.

Milosbet giriş


Kullanıcılar siteye mobil olarak da erişerek istedikleri süre bahis kuponu oluşturup, casino oyunlarında vakit geçirebiliyor. Platform mobil olarak kendi uygulaması üzerinden kullanıcılarına hizmet sağlıyor. Oyun severler Android uygulaması ile sitede keyifli vakitler geçirebiliyor. Sitenin dil seçenekleri içinde ise Türkçe ve İngilizce şeklinde seçenekler ter alıyor. Site toplumsal medyada da aktif olarak hizmet verdiği için WhatsApp, Instagram, Twitter ve facebook şeklinde alanları da kullanıyor. Platformda sıkıntı yaşadığınız zaman ise canlı destek ekibi sizinle birebir ilgilenerek problemlerınıza çözüm buluyor.

Milosbet Üyelik

Milosbet üyelik hesabı açabilmek için aşağıda yer edinen linkleri tercih edebilirsiniz. Sizlere sunulan imkanları incelediğimiz süre yüksek bonus hakkı ve varlıklı bahis seçenekleri ile kazanca doğru ilerleyebileceksiniz. Siteye üye olabilmek için 18 yaşın üzerinde olmanız gerekmektedir. Üyelik formuna geldiğiniz süre sizden kişisel detayları ve üyelik bilgileriniz doldurmanız istenecektir. Kişisel bilgilerin istendiği şeklinde tam ve eksiksiz olarak doldurulması gerekmektedir. Kullanıcılar bu aşamadan sonrasında üyelik hesapları için kullanıcı adı ve şifre tanımlarlar. Üyelik sözleşmesi ve 18 yaşından büyük olduklarına dair butona tıklayarak üyelik işlemleri tamamlanmaktadır. Üyelik bonusları alarak sizler de Milosbet keyfine varabileceksiniz.

milosbet

Milosbet Bahis

Milosbet bahis içinde ne olduğu olarak sizlere varlıklı imkanlar sunarak kupon yapmanıza yardımcı olmaktadır. Platformda yer edinen bahis içeriklerini incelediğimizde spor bahisleri, canlı bahisler ve sanal bahis seçenekleri için kupon yapmanıza izin verildiğini görebiliyoruz. Kullanıcılar bu bahis oyunlarında futbol, basketbol, voleybol, kış sporları, motor sporları şeklinde birçok alana kupon hazırlayabiliyor. Sitede MBS zorunluluğu olmaması da üyelerin her bahis seçeneğine yüksek oranlardan tek maç olarak kupon hazırlamasına olanak sağlıyor. Milos TV seçeneği sayesinde maçları naklen olarak takip edebildiğiniz sitede herhangi bir ücret ödemeden parasız maç izle seçeneklerinden faydalanabiliyorsunuz. Böylelikle kuponda yer alan maçlar ve canlı bahis için seçeceğiniz maçları takip ederek bahis alabiliyorsunuz.

Milosbet Casino ve Canlı Casino

Vegas casinolarının seksi krupiyeleri ve en popüler makine oyunları artık ayağınıza geliyor! Milosbet en sevilen slot oyunları ve canlı casino oyunlarını sizlere paralı olarak sunuyor. Slot oyunları kumarhanelerin en popüler casino oyun içeriklerinden oluşuyor. Renkli içeriğe sahip olan 3d slotlar, masa oyunları ve jackpot seçenekleri Pragmatic Play, NetEnt, Evo, BetGames.TV gibi firmalar aracılığı ile sunulmaktadır. Canlı casino oyun seçeneklerinde ise kullanıcılara poker, rulet, baccarat ve blackjack oyun imkanları sunulmaktadır. Oyun lobilerinde yer alan VIP ve düzgüsel masalarda üyeler Türk yada yabancı krupiye tercihi ile oyunlarda zaman geçirebilmektedir. Oyun sunucuları ise BetConstruct, Ezugi, Evo, Lucky Streak, Vivo Gaming benzer biçimde kaliteli firmalardan oluşmaktadır.

Milosbet Para Yatırma ve Çekme

Milosbet para yatırma;

Banka havalesi ve EFT ile 100 – 10.000 TL
Papara ile 1 – 10.000 TL
Anında havale ile 1 – 10.000 TL
CepBank ile 1 – 10.000 TL
EcoPayz ile 20 – 10.000 TL
CMT ile 1 – 10.000 TL aralığında yatırım yapabilirsiniz.
Milosbet para çekme;

Banka havalesi ile en az 100 en çok 10.000 TL
Papara ile en az 1 en fazla 10.000 TL
Kripto paralar ile en az 100 en fazlaca 10.000 TL
EcoPayz ile en az 100 en fazla 10.000 TL çekim yapabilirsiniz.
Para çekimi için belirlenen tek kaide üyelerin yalnızca kendi hesapları adına çekim yapabilmesidir.

Milosbet Bonusları

Siteye üye olan her insana 25 TL deneme bonusu hediye!

Casino oyunlarında yapacağınız ilk yatırım işlemine özel olarak 1500 TL’ye kadar hoşgeldin bonusu alabilirsiniz.
Papara ve CepBank yöntemlerini kullanarak tek seferde en az 50 TL yatırım yapın %50 oranında gmeşhurk para yatırım bonusu elde etmeye hak kazanın.
Minimum 50 TL meblağında yatırım yaparak herhangi bir çevrim koşyüce olmadan %20 oranında çevrimsiz bonus elde edebilirsiniz. Sadece kredi kartı ile meydana getirilen yatırımlar geçersiz sayılmaktadır.
Tüm yatırım yöntemlerini kullanarak 50 TL meblağında yatırım yapın ve slot oyunları için çevrim şartsız %20 bonustan faydalanın.
Platforma arkadaşlarınızı çağrı ettiğiniz zaman site sizlere sürpriz bonuslar da vermektedir. Arkadaşlarınızın yapacağı 500 TL’den düşük yatırımlar için 20 TL, 500 TL üzeri yatırımlar için 50 TL kazanç elde edebileceksiniz. deneme bonusu
Milosbet bonuslarını genel bonus kuralları gereğince çevrim şartlarına doğal olarak tuttuktan sonra nakit olarak da çekebileceksiniz.
submitted by volvobet to u/volvobet [link] [comments]


2020.05.16 02:48 karanotlar Felsefenin Skandal Çocuğu Max Stirner

Felsefenin Skandal Çocuğu Max Stirner
https://preview.redd.it/u76uajoaw0z41.jpg?width=535&format=pjpg&auto=webp&s=3cd27b18c7daf8bb232445eb4151bb2a777904b0
Rüdiger Safranski’nin Nietzsche-Biyografisinde
Stirner-Nietzsche Karşılaşması
H. İbrahim Türkdoğan

Giriş
Biricik’in skandalını tam olarak anlamamızı sağlayan işte şudur: [...] Gelecekten söz eden herkes aldatmak istiyor.”[1] -Peter Sloterdijk-
“Niezsche Yılı” olarak kutlanan 2000 yılında ünlü Alman filozof Rüdiger Safranski Nietzsche üzerine yaklaşık dörtyüz sayfalık bir biyografi yayımladı.[2] Bir kişi ne kadar ya da nasıl kutlanır? Kutlanabilir? Çöküşe kadar mı? Kutlama anlamsızlaşana dek! İşte bu, Nietzsche şahsında gerçekleşmiş demektir. Bu filozofu “tanımayan”, adını duymamış olan var mı? Hangi kulaktır o, bu adı duymamış olsun! Nietzsche üzerine o kadar çok literatür mevcut ki içinden çıkılmaz bir fazlalıkla karşılaşırız.
Alman tarihinde hem kişi hem de filozof olarak elbette ilginç bir figür olan bu düşünür, Alman sosyal-siyasal ve felsefe tarihinde her zaman tuhaf bir yer almıştır. Çok daha tuhaf bir yeri olan bir başka filozof ise, Nietzsche ile karşılaştırıldığında Alman-Hıristiyan-Batı felsefesinde pek olumlu ilgi gördüğünü söyleyemeyeceğimiz ama birçok “büyük” filozofu derinden etkilemiş olduğunu söyleyebileceğimiz, Max Stirner’dir.
Felsefe üzerine çeşitli kitapları olan, ayrıca Heidegger ve Schopenhauer’in biyografilerini yazan ve Peter Sloterdijk ile birlikte yıllarca bir Alman televizyon kanalında felsefe programı (Das Philosophische Quartet) sunan Safranski, toplam 15 bölümden oluşan Nietzsche-kitabının 6. bölümünde “Mit Max Stirner und über ihn hinaus” (Max Stirner İle ve Ötesinde) başlığı altında Stirner’le Nietzsche’yi karşılaştırır.
Güç İstenci ve Bilgi İstenci
Safranski, önce Nietzsche’nin Dionysos-bilgeliğini, o dönem önde gelen olguculuk, deneycilik ve ekonomizm gibi düşünceleri içeren bilim-bilgeliğinin karşıtı olarak adlandırır. Stirner’e gelmeden önce Alman idealizminden (K. Vogt, J. Moleschotts, H. Czolbes ve Hegel) başlayarak doğalcılık, özdekçilik, tarihselcilik, eğitim ve öğretimi içeren bilgiye kadar “Güç İstenci” ile “Bilgi İstenci” arasındaki bağlantıyı analizler. “Bilgi İstenci” üzerinden de Stirner’e uzanan bir köprü kurar.
Yaşam savunucusu Nietzsche, 19. yüzyılda göklere çıkarılan bilgide bilgeliğin tersini görüyordu. Çünkü: “Modern insan, masalda anlatıldığı gibi, paldır küldür yürümesine neden olan çok sayıda sindirilemez bilgi yükü taşıyor. Bu yürüyüş modern insanın en çarpıcı özelliklerinden birini açığa çıkarıyor: dışına uymayan bir İç ve içine uymayan bir Dış. Eski halkların bilmediği bir karşıtlıktır bu.”[3] Tipik Alman kültürü öğesi olan bu karşıtlık Nietzsche’ye göre bireyin kendini kişi olarak geliştirmesinde bir engeldir. Bu saptama gerçekten de Stirner’e uzanan emin bir köprüdür. Stirner, bu engelin eleştirisini tanımlarken, bilginin istenç olarak doğabilmsei için ölmesi gerektiğini söyler. Bu konuda Nietzsche ile karşılaştırılması yerindedir.
Stirner eğitim ve öğretim konusundaki eleştirisini devlet, yasa, toplum, okul vb. ile ilintilendirirken bu kurumların nevrotik düşünce yapılarını da sergiler ve bireyin öğreniminin bu “darkafalıların” elinden alınması gerektiğini vurgular. Stirner düşünce üzerinden sabit düşünceyi çözümlemek isterken, Nietzsche bilginin dikenini bilgiye çevirmek istiyor; her iki durumda da İç ile Dış arasındaki karşıtlığın ortadan kalkması amaçlanıyor. Safranski’nin “Inversionsdenken” dediği bir tür ters perspektif tarzı üzerinden Stirner ve Nietzsche’yi benzer ya da eşit bir düşünce düzeyine getiriyor. Safranski’ye göre her iki düşünür bu düzey üzerinden “doğa, tarih ve toplumun sözde sağlam mantığını” (Safranski) eleştiriyor.
Nominalizm bağlamında bu düşünce düzeyini tartışmadan önce Stirner’in çeşitli filozoflar üzerindeki gizli tutulan etkisine değiniyor. Safranski’nin sözünü ettiği filozoflar: Marx, Feuerbach, Husserl, C. Schmitt, und G. Simmel. Bu tartışmasında Bernd A. Laska’nın bir incelemesini kaynak gösteriyor.[4]
Stirner’in filozoflar üzerindeki etkisinin gizlenmesini iki nedene bağlıyor: Stirner’in “bireyci-anarşist radikalliğinin” felsefenin “juste milieu” anlayışına ters düşüşü ve disidentlerin Stirner’i resmi olarak “skandal ya da absürt” kavramlarla küçümseyişleri. Bu iki yaklaşımın ardında gizli ve güçlü bir etkilenme yatmaktadır.[5]
Stirner’in felsefesinde hangi ölçüde bir “bireyci anarşist” düşünce ya da Stirner’in anarşizmle herhangi bir felsefesel ya da sosyolojik yakınlığının olup olmadığını tartışmıyor. Dolayısıyla bu tür benzetmeler çok yaygın olan ve gelişigüzel kullanılan entelektüel söylentiler olarak kalıyor. Ayrıca tuhaf olan, birkaç satır sonra Stirner’i yine aynı kayıtsızlıkla “adsız bir varoluşçu” olarak adlandırıyor. İlk benzetmeyle uyuşmayan bu ikinci benzetmeyi Stirner’e uygun bulsam da, iddiasını gerekçelendirmiyor. Stirner bağlamında anarşizm ile varoluşçuluk arasındaki ve istenç ile bilgi arasındaki bağı tutarlı bir şekilde sonuna kadar sürdüreceğine, sıradan bir yan değiniyle yetiniyor: Stirner “özel mülkiyeti” her şeyin üzerinde tutan bir “küçük burjuvaydı” sonuçta. Yine önyargı, yine argümansız yargı, yine gelişigüzel benzetme, yine entelektüel söylenti. Stirner’in alımlama tarihini bir parça bilenler bu sıradan (argümansız) iddiaların fazla yaygın olduğunu bilirler.
Nietzsche, Stirner’den aldığı etkiyi neden gizledi?
Öncelikle Nietzsche’nin Stirner’in varlığını algılayıp algılamadığını, ardından Stirner’den etkilenip etkilenmediğini inceler. İlk aşamada Eduard von Hartmann, Franz Overbeck, Peter Gast’tan yola çıkarak Nietzsche’nin Stirner’den aldığı etkiyi gizlemiş olduğunu vurgular.
Safranski: “Nietzsche’ye gelince, onda da kayda değer bir gizleme gözükmektedir [...] Peki, bir yandan Stirner’i felsefe dünyasında dışlanmışlığa iten ve diğer yandan Nietzsche’yi bu kadar coşturan ya da Nietzsche’nin kendi düşüncesini bu kadar onaylayıcı şekilde etkileyen şey neydi?”[6]
Bu soruyu Safranski, kitabının dört sayfasında açıklamaya çalışıyor. Bunu yaparken, Laska’nın “Marx ve Nietzsche’nin meslektaşları Stirner’i nasıl bastırdıkları ve Stirner’in düşünsel açıdan onlara neden galip geldiği”[7] iddiasını gerçek anlamda tartışmıyor, Laska tarafından temalaştırılan birkaç noktaya değindiği halde.
Sorun nedir?
Stirner’in dili Nietzsche’nin diline oranla çok acımasız, çok sert, çok “kaba”, çok “çıplak”, çok “anarşist”, çok “tarzsız”; öyle ki “Alman dilinin büyük bir sanatçısı olan ve daha şık bir dil tarzı olduğu düşünülen Nietzsche, Stirner ile aynı düzeyde algılanmak istemezdi.”
Safranski Stirner’in “kötü şöhretinden” dolayı Nietzsche’nin onunla anılmak istemediğini bir olasılık olarak görüyor. Şöyle diyor: “O dönemlerde yaşayan biri o dönemlere uygun olan yanıtı şöyle ifade ediyor: ‘Eğitimli insanların dünyasında o (Nietzsche), kaba ve acımasız biri olan ve çıplak egoizminde ve anarşizminde ısrar eden Stirner’e olan sempatisini fark ettirseydi, sonsuza dek gözden düşmüş olacaktı.’”[8] Ekliyor: “Stirner’in kötü şöhreti göz önüne alındığında, aslında Nietzsche’nin onunla aynı nefeste anılmak istemediği tahmin edilebilir.”[9]
„Omar Chajjam und Max Stirner“[10] adlı çalışmamda Fritz Mauthner’in Stirner’in gizemciliğine karşı şüpheci tavrını Stirner’in o dönemler esas olarak anarşizmle ilişkilendirilmesine bağlamıştım. Ve bu nedenle Mauthner’in Stirner’i yanlış anladığını, bu nedenle Heidegger’in “Stirner’i hiç okumadığını” söylemekle kendini küçümsemiş olduğunu, bu nedenle Habermas’ın Stirner’den nefret ettiğini, bu nedenle Sloterdijk’ın sık sık “deha” Marx’ın yüzlerce sayfada Stirner’in basit bir düşüncesi üzerine kafa patlattığını söyleyebildiğini ileri sürmüştüm. Ve bu nedenle birçok düşünür ve şair Stirner’le anılmak istemiyor olabilir. Ama bunun Stirner felsefesiyle hiçbir ilgisi yok; bu durum sadece bu insanların psikolojik sorunlarına işaret ediyor. Nietzsche’nin bir tarz meselesinden dolayı Stirner’i anmadığı sonucuna varmak. Bu mu yani bütün mesele! Bu gerçekten inandırıcı mı? Ve eğer buysa, o zaman Safranski’nin “o dönemlere uygun” demesi de geçersiz, çünkü bu durum 20. yy düşünürlerine kadar sürdü. Ayrıca Stirner’in “anarşizminde ısrar” etmesi tamamen bir kurgu, bir fantezi. Fantastik bir yorum.
İçimizdeki Öte Dünya ve İç ile Dış arasındaki karşıtlık
Önce Laska’nın alıntısını özetleyerek aktaracağım: Stirner’in, dönemin radikal aydınlanmacılarına getirdiği eleştirilerden biri: Aydınlanmacılar sadece “Tanrıyı öldürdüler”, “dışımızdaki öte dünyayı” imha ettiler; ama şu bizim “dindar ateistler” dinsel etiğin nedeni olan “içimizdeki öte-dünyayı” korudular ve ona sadece seküler bir biçim verdiler. Oysa binlerce yıllık zincirlerden gerçek kurtuluş yolu, söz konusu “içimizdeki öte-dünyanın” yok edilmesiyle gerçekleşebileceğini vurguluyordu Stirner. Stirner’in “içimizdeki öte-dünya” kavramından kastettiği, daha sonra Sigmund Freud tarafından 1923 yılında “Üst-Ben” olarak tanıtılan psişik mercidir. Üstben bireyde çocuğun nihai kültürünün temel sonucu olarak ortaya çıkar. Yaşamın erken dönemlerinde prerasyonel ve irrasyonel bir şekilde üretilen ve daha sonra Ratio tarafından sadece çok sınırlı bir şekilde etkilenebilen değerlerin birikimi olarak kalır. Üstben, bireyin orijinal benliği olarak görüldüğü hâlde heteronominin kendisidir.[11]
Sloterdijk, “Çağımızın Kötü Çocukları” adlı kitabında Stirner ile Freud’u bu bağlamda karşılaştırırken aynı sonuca varıyor; Üstben Stirner’in adına “Saplantılılar” dediği “içselleştirilen kolektif normlar” (Sloterdijk), yani içimizdeki öte-dünyadır. “İçimizdeki öte-dünya” kavramı Nietzsche’nin “İç ve Dış arasındaki karşıtlık” düşüncesini doğrudan çağrıştırıyor. Batı aydınlanmasının çöküşüne neden olan tam da bu karşıtlıktır yani içimize yerleştirdiğimiz öte-dünya.
Gustav Landauer tarafından “son büyük nominalist” olarak adlandırılan Stirner’in “nominalizmini” Safranski de bir hayli över. Marx, Feuerbach ve öteki Genç Hegelcilere oranla Stirner gerçek anlamda bir din eleştirmeni ve bir “Alleszermalmer”, Herşeyi ezip geçen, amansız bir Ben’dir. “Ortaçağ nominalistleri “kavranılamaz yaratıcı Tanrı’yı” usa karşı savunmuşlardı ki usçular Tanrı’yı da bir kavram örgüsüne almak istemişlerdi. “Nominalist Stirner” kavranılamaz yaratıcı Ben’i dinsel, hümanist, liberal, sosyolojik ve her türden Genel kavramlara karşı savunur.”[12] Nominalizm bilinci olmaksızın Stirner “içimizdeki öte-dünyayı” analizleyemezdi. Feuerbach ve Marx, her biri kendi tarzına göre, kendi yarattıkları fantazmalarda takılıp kaldılar. Feuerbach, Tanrıya eşit tuttuğu İnsan öğretisinde. Marx, üretim dogmasında.
“Çok sıradan alaycı bir tarzda Marx, küçük burjuva Schmidt/Stirner’i sosyal durumundan dolayı suçladı; yaratıcılığa kesin sınırlar koyan sosyal durumdur. Ne var ki Marx, Stoa’nın eski keşfini, şeylerden fazla etkilenmediğimizi, daha çok şeyler hakkındaki görüşlerimizden etkilendiğimizi düşünmedi. Ve Marx’ın kendisi nihayetinde kendi faaliyetlerinde proletarya tarafından değil, proletarya fantazması tarafından yönlendirildi. İşte bu yüzden Stirner, Ben’in yaratıcılığını vurgulamakta haklıdır, çünkü kuramsal olarak dayandığı hareket özgürlüğünü yaratan bu fantazmadır.[13] Bu bağlamda Marx’ın ve özellikle Marksizmin aydınlanmanın yıkılışında özel olarak katkıda bulunduklarını vurgulamak gerekir.
“İçimizdeki öte-dünya” kavramı, yaşamı yıkıma sürükleyen iki öğe içerir Stirner’e göre. Birincisi: “Aile ve toplumca içimize implante edilen heterojen bir ipotek, ki bu ipotek kişinin içinden geldiği geçmişidir.[14] İkincisi: “İçimize ekilen ‘insanlık’, ‘hümanizm’, ‘özgürlük’ gibi Genel Kavramlar tahakkümü.”[15]
Nominalist bir Ben adlandırılamayan kendi varoluşuyla yüzleşir. “Varoluşçu ilke Stirner için de geçerlidir: Varoluş özden önce gelir. Bireyi adsız varlığına geri getirmek ve onu özcü hapishanelerden kurtarmak Stirner’ın dürtüsüdür.”[16]
Safranski’nin bu analizine katılıyor ve Stirner’in başyapıtının özcü hayaletlere karşı bir varoluşçu çığlık olarak okunabileceğini vurguluyorum. Stirner’in “varoluşçuluğu” konusunda kısa bir açıklama getirmek istiyorum. Stirner’e göre “varoluş açıklama gerektirmez, ad gerektirmez. Bu nedenle varoluşu varoluşçuluklaştırmıyor Stirner.”[17] Biricik’in genel bir ifadesi olmadığına göre her an kendini nasıl tüketirse odur. Geleceğe yönelik değildir, geleceğe dair bir amaç taşımaz. Geleceğe dair düşünce sistemlerini dogmatik bulur. Dogmatik olan sabittir, değişmezdir, dolayısıyla bireyin “doğasına” ters düşer. Sonuç olarak gelecek vaat eden düşünce sistemleri bireyin “her anki” yaşamıyla uyum sağlayamayacakları için aldatma projeleridir. İşte, Sloterdijk’ın Stirner’in “skandal” olarak algınlanmasının nedenlerinden birinin bunun olduğunu vurgulaması yerindedir. Sloterdijk’tan başka bir alıntı ile kapatıyorum varoluşçuluk konusunu: “Varolmanın totolojik bir mesele olduğunu Stirner’den önce hiçbir düşünür Stirner kadar kavramadı. […] ‘Ben neysem oyum.’ […] ‘Kendini” bulan, kendi varoluşunun meşrulaştırılması sorunundan vazgeçer.”[18]
Safranski, metninde son bir karşılaştırma yapacak gibi gözükürken, konuyu sonuna kadar tartışmadan, tamamlamadan Stirner’e ani bir tepki göstererek kapatır konuyu. “Stirner’in felsefesi mükemmel bir kurtuluş hamlesiydi, zaman zaman tuhaf ve skuril. Ayrıca da çok Alman anlamında tutarlı. Nietzsche Stirner’in felsefesini bu tarz bir kurtuluş olarak duyumsamış olmalı, kendi düşünce dünyasında yer açmak zorunda olduğu dönemde; yaşamın canlılığı adına bilgi ve hakikat problemi üzerine ve bilgi dikeninin bilgiye karşı nasıl çevrilmesi gerektiğini düşündüğü dönemde.[19]
Tam da tartışılması ve açıklanması gereken nokta budur. Ancak Safranski böyle bir girişim yapmadan Stirner’e yönelttiği bir hamleyle konuyu kapatıyor:
“Bir bakımdan ama Nietzsche Stirner’de tamamen yabancı ve mutlaka itici bir şey algılamış olmalı. Çünkü Stirner, ne kadar yaratıcı olursa olsun, mülkiyet konusunda fazla inatçı; bu mülkiyet sadece kendine sahip olmakla sınırlı olsa bile, neticede bir küçük burjuva olduğunu gösteriyor. Nietzsche de fantomlardan kurtulmak istiyor ve bir mektubunda yazdığı gibi, kendine gerçekten sahip olmak (B 6, 290) için tüm düşünce yeteneğiyle her şey yapmaya hazır.”[20] “Ama Nietzsche’nin jestleri Stirner’den daha az savunmacı; Nietzsche kendini kendine bırakmak istiyor. Stirner açığa çıkarmaya yatırım yapıyor, Nietzsche harekete yatırım yapıyor. Stirner kopuş yaratıyor, Nietzsche kalkışa hazırlanıyor.”[21]
Görüldüğü gibi son paragraflarda da içerikten daha çok üslup farklarından söz ediyor Safranski. Oysa kendine “gerçekten sahip olmak” düşüncesini inceleseydi; ve sahip-olma, malik, Kendi-olan gibi Stirner felsefesinin temel kavramlarıyla karşılaştırsaydı, ilginç sonuçlara varacaktı; iki düşünürün bu konudaki yakınlıkları ortaya çıkabilirdi. “Küçük burjuva” gibi geçerliliği olmayan Marksçı ve dışlayıcı bir terimle iki düşünür arasında fark araması, düşünürlerin felsefeleri açısından anlamsız ve gereksizdir. Sonuç olarak Safranski, bu çalışmasıyla Stirner-Nietzsche tartışmasına yeni bir şey katmamıştır.
📷
[1] Peter Sloterdijk: Die Schrecklichen Kinder der Neuzeit. Suhrkamp 2015, s. 465. (Metin boyunca çeviriler ad verilmediği sürece bana aittir.)
[2] Rüdiger Safranski: Nietzsche. Biographie seines Denkens. Hanser Verlag 2000.
[3] Friedrich Nietzsche: Sämtliche Werke. Studienausgabe in 15 Bänden. Herausgegeben von Giorgio Colli und Mazzino Montinari. München 1980 (dtv-Ausgabe). Band 1, S. 272. Zitiert nach: Rüdiger Safranski: a.g.e., s. 116.
[4]Bernd A. Laska: Max Stirner - Dissident geblieben. Die Zeit, 27. Januar 2000, Nr. 5, s. 49.
[5] Safranski, a.g.e., s. 123.
[6] Safranski, a.g.e., s. 123 ve 125.
[7] Laska, a.g.e., s. 49.
[8] Wolfert von Rahden: Eduard von Hartmann und Nietzsche. Zur Strategie der verzögerten Konterkritik Hartmanns an Nietzsche, S. 485. In: Nietzsche-Forschung. Band 13. Berlin-New York 1984. Zitiert nach: R. Safranski, a.g.e., s. 124.
[9] Safranski, a.g.e., s. 124.
[10] H. Ibrahim Türkdogan: Omar Chajjam und Max Stirner. Verlag Max- Stirner-Archiv, Nr. 19, April 2001, s. 13.
[11] Laska, a.g.e., s. 49.
[12] Safranski, a.g.e., s. 128.
[13] Safranski, a.g.e., s. 128.
[14] Safranski, a.g.e., s. 126.
[15] Safranski, a.g.e., s. 126.
[16] Safranski, a.g.e., s. 126.
[17] H. Ibrahim Türkdogan: Eine Analyse des Sartreschen Existentialismus in: „Der Ekel“ und andere Schriften aus der Sicht des Stirnerschen Denkens, S. 127-128. In: Ich hab’ Mein’ Sach’ auf Nichts gestellt. Texte zur Aktualität Max Stirners. Karin Kramer Verlag, Berlin, 1. Auflage 1996.
[18] Peter Sloterdijk: Die Schrecklichen Kinder der Neuzeit. Suhrkamp 2015, s. 454.
[19] Safranski, a.g.e., s. 128-129.
[20] Safranski, a.g.e., s. 129.
[21] Safranski, a.g.e., s. 129.
http://projektmaxstirner.de/skandal.html?fbclid=IwAR2YSDbbvaTCHyOFL0NjYWB8-6ZrTJlOVD8PRURBZjH7WmQ5TzZ2jgGzT2s
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.03 09:42 emrecann150 Google Link Reddetme Aracı

Google Bağlantı Reddetme Aracı, web sitesinin güvenliğini garanti etmek için Google tarafından oluşturulan bir araçtır. Bu araç çıktığında, web sitelerimizi olumsuz SEO işlevlerinden korumak için kullanabileceğimiz bir güvenlik yöntemi olarak da kabul edildi.
Google'ın bağlantı reddetme aracıyla, web sitenize hangi bağlantıların isteklerinize karşılık geldiğini ve hangilerinin web sitenize yapay ve negatif SEO çalışması yoluyla zarar verebileceğini belirtebilirsiniz.
Örneğin, rakibinizin web sitesi sizin için alakasızsa, arama motorları tarafından kuralların ihlali olarak görülebilecek düşük kaliteli bağlantı metinleri mevcuttur, önce Google'da Bu bağlantıları tanıdıktan sonra Google bağlantılarının reddedilmesi. İsterseniz, lütfen Google'a alakasız geri dönüşler sağlamak için kötü ve kötü kaliteli bağlantıları nasıl belirleyebileceğimizi bize bildirin.
Web sitenize geri dönüş nedeninin iki farklı seçeneği vardır. Birincisi sizin tarafınızdan yaratılır ve diğeri doğal olarak ortaya çıkan backlinklerdir. Karşılaştırma ölçütlerini değerlendirmek için kullanabileceğiniz kriterlere devam edelim.
Web Sitesi Yaşı - Aldığınız bağlantının web sitesinin yaşı çok önemlidir. Tarih çok eski değilse ve bölgenizde izniniz yoksa, bağlantı reddetme aracına eklememi bekliyorsunuz demektir.
Yasadışı İçerik - Özellikle negatif SEO incelemelerinde oluşturulan ve geçersiz web sitelerinden gelen alakasız kelimelerden türetilen geri bağlantılarınızı hemen Google Bağlantı Reddetme Aracına göndermek istediğiniz not defterine ekleyin.
Domain Authority - Domain Authority, birçok backlink analiz aracında ücretsiz olarak görüntülenir. 100'den fazla yorumda 50 veya daha az bir güce sahipse kaldırabilirsiniz.
Whois Siteleri: Bazı whois siteleri, sorgular içinde siteniz için bir sayfa oluşturarak sitenize bir geri bağlantı olarak oluşturulur. Bu whois sitelerini düşük olduklarında ve değerlerine baktıklarında kaldırmak yararlıdır.
Spam Siteleri - Spam amaçlı olarak tamamen yapılandırılmış sitelerden veya geçmişte sitenizde yaptığınız kötü amaçlı çalışmalardan gelen bağlantılar, ceza durumu durumunda backlink analizinizde de görünebilir.
Düşük halkla ilişkiler siteleri: 3 veya daha az halkla ilişkileri olan web siteleri veya sık sorulan soruları olan web siteleri genellikle ceza geri bağlantıları (tehlikeli geri bağlantılar) için önemli bir faktördür.
Aşağıdaki resimde, SEOprofiler aracıyla geri bağlantılarımızı analiz ediyor ve sorunlu bağlantılarımızı sunuyoruz. Karşılaştırma ölçütlerinizi net bir şekilde bilmek istiyorsanız, SEOprofiler veya SEO Spy Glass kullanmanızı öneririz.

GOOGLE LINK KULLANIMI ARACI KEŞFEDİN

Zararlı geri bağlantılarınızı belirlediniz ve şimdi bunları kaldırma ve web sitenizle olan bağlantıyı kesme zamanı. Kötü amaçlı geri bağlantılarınızı birer birer birer bir .txt uzantı not defterine yerleştirin. Kötü amaçlı geri bağlantınızla ilgili tüm site bağlantılarını reddetmek istiyorsanız, birincil alan adını not defterinde bırakmanız yeterlidir. Bu bilgi, oradan gelen veya oradan gelen bağlantıları önler.
Google Disavow bağlantı aracıyla aşağıdaki bağlantıyı kullanarak iletişim kurabilirsiniz.
Diger Makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.05.03 09:41 emrecann150 Google Link Reddetme Aracı

Google Bağlantı Reddetme Aracı, web sitesinin güvenliğini garanti etmek için Google tarafından oluşturulan bir araçtır. Bu araç çıktığında, web sitelerimizi olumsuz SEO işlevlerinden korumak için kullanabileceğimiz bir güvenlik yöntemi olarak da kabul edildi.
Google'ın bağlantı reddetme aracıyla, web sitenize hangi bağlantıların isteklerinize karşılık geldiğini ve hangilerinin web sitenize yapay ve negatif SEO çalışması yoluyla zarar verebileceğini belirtebilirsiniz.
Örneğin, rakibinizin web sitesi sizin için alakasızsa, arama motorları tarafından kuralların ihlali olarak görülebilecek düşük kaliteli bağlantı metinleri mevcuttur, önce Google'da Bu bağlantıları tanıdıktan sonra Google bağlantılarının reddedilmesi. İsterseniz, lütfen Google'a alakasız geri dönüşler sağlamak için kötü ve kötü kaliteli bağlantıları nasıl belirleyebileceğimizi bize bildirin.
Web sitenize geri dönüş nedeninin iki farklı seçeneği vardır. Birincisi sizin tarafınızdan yaratılır ve diğeri doğal olarak ortaya çıkan backlinklerdir. Karşılaştırma ölçütlerini değerlendirmek için kullanabileceğiniz kriterlere devam edelim.
Web Sitesi Yaşı - Aldığınız bağlantının web sitesinin yaşı çok önemlidir. Tarih çok eski değilse ve bölgenizde izniniz yoksa, bağlantı reddetme aracına eklememi bekliyorsunuz demektir.
Yasadışı İçerik - Özellikle negatif SEO incelemelerinde oluşturulan ve geçersiz web sitelerinden gelen alakasız kelimelerden türetilen geri bağlantılarınızı hemen Google Bağlantı Reddetme Aracına göndermek istediğiniz not defterine ekleyin.
Domain Authority - Domain Authority, birçok backlink analiz aracında ücretsiz olarak görüntülenir. 100'den fazla yorumda 50 veya daha az bir güce sahipse kaldırabilirsiniz.
Whois Siteleri: Bazı whois siteleri, sorgular içinde siteniz için bir sayfa oluşturarak sitenize bir geri bağlantı olarak oluşturulur. Bu whois sitelerini düşük olduklarında ve değerlerine baktıklarında kaldırmak yararlıdır.
Spam Siteleri - Spam amaçlı olarak tamamen yapılandırılmış sitelerden veya geçmişte sitenizde yaptığınız kötü amaçlı çalışmalardan gelen bağlantılar, ceza durumu durumunda backlink analizinizde de görünebilir.
Düşük halkla ilişkiler siteleri: 3 veya daha az halkla ilişkileri olan web siteleri veya sık sorulan soruları olan web siteleri genellikle ceza geri bağlantıları (tehlikeli geri bağlantılar) için önemli bir faktördür.
Aşağıdaki resimde, SEOprofiler aracıyla geri bağlantılarımızı analiz ediyor ve sorunlu bağlantılarımızı sunuyoruz. Karşılaştırma ölçütlerinizi net bir şekilde bilmek istiyorsanız, SEOprofiler veya SEO Spy Glass kullanmanızı öneririz.

GOOGLE LINK KULLANIMI ARACI KEŞFEDİN

Zararlı geri bağlantılarınızı belirlediniz ve şimdi bunları kaldırma ve web sitenizle olan bağlantıyı kesme zamanı. Kötü amaçlı geri bağlantılarınızı birer birer birer bir .txt uzantı not defterine yerleştirin. Kötü amaçlı geri bağlantınızla ilgili tüm site bağlantılarını reddetmek istiyorsanız, birincil alan adını not defterinde bırakmanız yeterlidir. Bu bilgi, oradan gelen veya oradan gelen bağlantıları önler.
Google Disavow bağlantı aracıyla aşağıdaki bağlantıyı kullanarak iletişim kurabilirsiniz.
Diger Makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.04.25 21:19 muglawebtasarim48 Saldırıya Uğramış WordPress Sitesi Nasıl Düzeltilir

WordPress sitenizin saldırıya uğradığını nasıl anlarsınız? Saldırıya uğramış wordpress sitesi nasıl düzeltilir? İşte bu yazımda sizlere saldıra uğramış WordPress sitenizi düzeltmek için yapılması gerekenleri listeyeleyeceğim.
Web siteleri ile uğraşanlar için üzücü bir gerçek de saldırıların her an olabileceğidir. Her gün saldırıya uğrayan web siteleri ile uğraşmasam da freelance olarak aldığım işlerden ne kadar stresli bir iş olduğunun da farkındayım. Benim stresim kadar site sahiplerinin de stresi konuşmalarından anlaşılıyor. Tabi bir de hedef kitleniz ve işletmeniz üzerinde bırakacağı bir etki var. Bu stresi birlikte yenelim diye saldırıya uğramış wordpress sitesi nasıl düzeltilir bunlardan bahsedeceğim.

Başlamadan Önce Bilmeniz Gerekenler
Web sitenizin altyapısı WordPress, Joomla ya da diğer içerik yönetim sistemleri de olsa PHP ve ya ASP ile yazılmış özel bir yazılım bile olsa internet ortamındaki her sistem saldırıya uğrayabilir. Günümüzde yazılımlar ve siteler oldukça fazla özellikleri barındırmaktadır. Yazılımlar komplex bir hal aldıkça sistem açıkları ve bilgisayar korsanlarının eylemleri de artış göstermektedir.
Bir web sitesi saldırıya uğradığında arama motorlarındaki sıralamanızı kaybedebilir, okuyucularınızı ya da hedef kitlenizi zararlı yazılımlara maruz bırakabilir, porno ya da diğer kötü web sitelerine yönlendirmeler nedeniyle itibarınızı kaybedeblirsiniz. En kötü ihtimalle ise tüm site verilerinizi kaybetmenizdir.
Siteniz kurumsal bir kimliği temsil ediyor ise güvenlik en önemli önceliklerinizden biri olmalıdır. WordPress güvenlik önlemleri yazımda bahsettiğim bir çok konu başlığına bu konuda da değineceğim. Güvenlik önceliğiniz olacağını varsayarak iyi bir firmadan wordpress hosting almanız çok önemlidir. Benim sizlere önerebileceğim kendi projelerimi ve müşterilerimin sitelerini barındırdığım, sürekli olarak çalıştığım iki adet hosting firması var: Güzel Hosting ve Veridyen
WordPress hostinginize güveniyorsanız sıradaki bilmeniz gereken şey ise kesinlikle yedekleme için çeşitli çözümleriniz olmasıdır. Saldırıların bir çoğundan tedbir alarak korunabilirsiniz belki ama korunamadıklarınız için web sitenizi kaybetmek yerine en son yedeğinizi kursanız fena olmaz mı? WordPress yedekleme işlemi için çeşitli eklentilerden yararlanabilir ya da benim gibi manual olarak yedeklerinizi alabilirsiniz.
Son olarak da wordpress güvenlik eklentileri ile WordPress sitenizi daha güvenilir hale getirmek. Yukarıda linkini verdiğim WordPress güvenlik önlemleri yazımda güvenlik eklentileri hakkında bilgiye sahip olabilirsiniz. Benim kişisel tercihimi soracak olursanız Sucuri.
Yukarıda kısaca bilgiler verdik ama bu yazıyı okuyorsanız büyük ihitmalle ve ne yazık ki bazı önlemler almanız için çok geç. Öncelikle sakin kalmanız önemlidir. Bu yazıda sizlere adım adım saldırıya uğramış wordpress sitesi nasıl düzeltilir anlatacağım.

Saldırıyı Belirleyin

WordPress sitenizin saldırıya uğradığında nelere maruz kaldığını not almanızı öneririm. Söz konusu saldırı sonrası sitenizdeki saldırıdan arta kalan etkileri neler bunların hepsini teker teker sakin bir şekilde not almanız çok önemlidir. Bir uzmana da gitseniz, hosting firmanıza destek talebi de oluştursanız sizlere bu arta kalan etkileri soracaklar. Ön bilgi ile uzmana ve ya hosting desteğine başvurmanız işlemlerinizi hızlandıracaktır ve süreç işlerken sakinleşmenizde yardımcı olacaktır. Listelerinizi aşağıdaki taslağa göre yapabilir ve genişletebilirsiniz.
WordPress sitenizin saldırılardan sonra nelere maruz kaldığını belirledik ve notlarımızı aldık. Şimdi sırada bu saldırı kalıntılarından nasıl kurtulacağımız. İşlemlere başlamadan önce hosting, veritabanı ve wordpress şifrelerini mutlaka değiştirmelisiniz. Sitenizin temizlik ve düzeltme işlemleri tamamlandığında tekrar hosting, veritabanı ve wordpress şifrelerinizi değiştirmenizi öneririm.

Hosting Firmanıza Danışın

iyi bir hosting firmasından hizmet satın almanızın faydasını böyle durumlarda göreceksiniz. Genelde günlük olarak sadece bu işlerle ilgilenen bir personelleri vardır. Peki bu personelin bizim sitemizi bizim için temizletip düzeltecek mi? Sanıyorum ki bunu yapacak vakti yoktur ama bu yazdıklarımı uygularken, kafanız karıştığınızda ya da anlamlandıramadığınız bir yer olduğunda iyi bir rehber sizlerin sorularını kısa sürede yanıtlayarak gerekli yönlendirmeleri yapacaktır. Bir müşterimin isteği üzerine WordPress ile haber sitesi kurmuştuk ve danışmanlık hizmeti vererek kurulum işlemlerinden bir hafta sonra google news kaydını başarıyla tamamlamıştık. Belirli bir süre sonra sitenin bazı sayfalarında kendilerine ait olmadıklarını söyledikleri içerikler ve linkler olduğu şikayetiyle beni aradı. Site güzel hosting firmasında barınıyordu ve Güzel Hosting firmasında ilk ve son destek talebi galiba o gün açtığım destek talebiydi 🙂 Kendilerine sitenin sorununu anlaşılır bir dille yazdım ve cevap gelene kadar da ben işlemlerime başlarım sorunu tespit etmeye çalışırım derken kısa süre içerisinde bana değiştirilen dosyaların listesini ve güvenlik açığı olabilecek yolu gösterdikleri bir yanıt gelmişti. Tabi bu olay olduğu tarihlerde ben bu sektörde yeni yeni bir şeyler öğrenmeye başlıyordum. Hala aklıma geldikçe kendilerine teşekkür ederim. Demem o ki böyle bir saldırı, arka kapı ve sistem açıkları konusunda iyi bir hosting firması daima çok faydalı olacaktır. Hatta bazen sizin yerinize sitenizi temizleyip düzeltmeyi bile teklif edebilirler.

Yedekleri Geri Yükleme

Yedekleme, saldırılara karşı ilk önleminizdir. Saldırıya uğramadan önce aldığınız bir yedeklemeniz var ise o yedeği yüklemeniz en iyisi olabilir. Eğer temiz bir yedeğiniz olduğunu düşündüğünüz bir yedekleme dosyanız varsa bu yedeği geri yükleyiniz. Siteniz sorunsuz çalışır bir hale gelecektir ve itibarınızı zedelemeden normal bir şekilde işlemeye devam edecektir. Eğer her gün onlarca yazı girilen bir haber sitesi, blog siteniz var ise bu durumda bazı içeriklerinizi kaybedeceğiniz anlamına gelebilir. Böyle durumlarda artıları ve eksileri dikkatli bir şekilde tartmalısınız.
En kötü senaryo üzerinden ilerleyecek olursak yedeğiniz yok ve web siteniz saldırı altında olduğunu farkettiniz ve ya web siteniz saldırıya uğradı. İçeriklerinizi kaybetmek istemiyorsanız (kimsenin bunu isteyeceğini sanmıyorum) saldırı sonrası kalıntıları ve sorunları kendiniz düzeltmeyi deneyebilirsiniz. Bunu nasıl yapacağım derseniz bir sonraki başlığı okumaya devam edin.

WordPress Kötü Amaçlı Yazılım Tarama ve Kaldırma

Öncelikle wordpress kötü amaçlı yazılım tarama işlemine başlamadan önce etkin olmayan tema ve eklentilerinizi siliniz. Neden mi? Çünkü herkes aktif tema ve eklentiler üzerine yoğunlaşacaktır. Pasif eklenti ve temaların sorun olmayacağını düşüneceklerdir. En çok arka kapı saklanan yerler genellikle kullanımda olmayan temalardır. Arka kapı, kimlik doğrulaması olmadan, uzaktan erişme yeteneği kazanma yöntemi olarak adlandırılabilir. Genel olarak bilgisayar korsanları sisteme girdiklerinde ilk yaptıkları şey arka kapılarını yüklemektir. Siz açığa sebebiyet veren dosyayı düzeltseniz hatta kaldırsanız bile bu yüklenen arka kapı sayesinde bilgisayar korsanları sisteminize erişebilmektedirler.
WordPress güvenlik önlemleri yazımdaki Güvenlik Eklentileri bölümünde sizlere tavsiye olarak sunduğum eklentiler genel olarak wordpress dosyalarınızın bütünlüğünü ve değiştirilip değiştirilmediğini söyleyecektir. Yani anlaşılır bir dille söylemek gerekirse sitenizin saldırı sonrasında hangi dosyaların değiştirildiğini ve arka kapıları sizlere söyleyecektir. Genel olarak wp-config.php, .htaccess dosyaları ve wp-include, wp-content dizinlerinlerinde kötü amaçlı kodlara rastlanır.
Kötü amaçlı kodların olduğu dosyaları tespit ettiğinize göre sıra bunları düzeltmek için gerekli adıma geçmemiz gerekiyor. Bu kodlardan kurtulmak için iki adet seçeneğimiz var. Birincisi el ile kaldırabiliriz. İkincisi ise orijinal dosya ile değiştirebiliriz.Örneğin, WordPress dosyalarınızı değiştirdiyse, etkilenen dosyaları geçersiz kılmak için tüm WordPress dosyalarını yeniden yükleyebilirsiniz. Tema ve eklenti dosyalarınız için de aynı adımlar geçerli olacaktır. Yalnız tema dosyalarınızda değişiklikler, düzenlemeler ve eklemeler yaptıysanız bu yaptığınız değişiklikleri kaybedeceğinizi unutmayınız.
Ufak bir hatırlatma olarak bazı bilgisayar korsanları wordpress dosyası gibi görünen ve gözden kolayca kaçabilecek dosya isimleri ile dosyalarını isimlendirirler. Örnek vermek gerekirse: Adm1n.php, indeks.php, hell0.php gibi

Kullanıcı İzinlerini Kontrol Edin

WordPress sitenizde yalnızca sizin ve güvenilir ekip üyelerinizin yönetici erişimine sahip olduğundan emin olmak için Wordpres Admin Paneli> Kullanıcılar sekmesine giderek kullanıcılarınızı ve rollerini kontrol edin. Şüphelendiğiniz bir kullanıcı görürseniz onları silmekten çekinmeyin. Ayrıca sitenizde üyelik var ise üyelerinizin kullanıcı rollerini kontrol etmenizde de fayda var.

Gizli Anahtarlarınızı Değiştirin

WordPress 3.1 sürümüyle birlikte şifrelerinizi şifreleyen bir dizi güvenlik anahtarı oluşturma başladı. Saldırı sırasında ya da sonrasında şifrelerinize ulaştıysa ve sitede aktif olarak oturum açmış durumdaysa, çerezler geçerli olduğu için sistemde online olarak kalacaktır. Çerezleri devre dışı bırakmamız gerekiyor. Bunun için de buraya tıklayarak yeni bir gizli anahtar grubu oluşturmanız ve bu kodu wp-config.php dosyanıza eklemeniz gerekiyor.

Şifrelerinizi Tekrar Değiştirin

Evet. Şifrelerinizi işlemlere başlarken değiştirdiniz fakat şimdi tekrar yapmalısınız. WordPress, Cpanel/Plesk, FTP, MySQL ve genel olarak belirlediğiniz şifreyi kullandığınız her mecrada şifrelerinizi tekrar benzersiz ve güçlü bir şifre ile değiştirin. Eğer birden fazla yönetici hesabınız var ve editör hesaplarınız var ise hepsine aynı işlemleri yapmaları için yaptırımda bulunabilirsiniz.

WordPress Güvenlik Önlemleri Alın

WordPress olsun ya da olmasın web sitesinin güvenliği site sahibi için büyük önem taşıyan bir konu olduğu aşikar. Arama motorları özellikle Google kötü amaçlı yazılımlar için servet harcamaktadır. Her gün binlerce web sitesini kötü amaçlı yazılım, kimlik avı gibi sebeplerden kara listeye almaktadır. Siz de web sitenizi internetin büyük çoğunluğu gibi wordpress altyapısıyla hazırladıysanız bu popüler ve dünyada en çok tercih edilen içerik yönetim sisteminin eksi yönlerinden de etkileneceksiniz demektir. Popüler ve ilgi gören her sistemin pozitif yönleri kadar negatif hanesine yazılan yönleri de ön plana çıkacaktır. Web site güvenliği denilince yeni kullanıcıların gözleri biraz korksa da korkulacak bir şey yok demek istemiyorum 🙂 Dünyanın en çok tercih edilen içerik yönetim sistemi WordPress, bir çok uzman web site güvenlik şirketlerinin istatistiklerine ve raporlarına göre en fazla hacklenen de içerik yönetim sistemi. Fakat bu istatistikler ve güvenlik zafiyetleri sizleri telaşa sürüklemesin. Sizler için WordPress güvenlik önlemlerini listelediğim bu WordPress Güvenlik Kılavuzu yazımda bazı kurallar, çeşitli püf noktalar ve web sitenizi hacker ve kötü amaçlı yazılımlara karşı korumanızda yardımcı olacak en iyi WordPress güvenlik ipuçlarının yer aldığı yazıma butona tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İşi Uzmanına Bırakın

Güvenlik ciddi bir konudur. Hele ki web sitesi güvenliği dijital vitrin, müşteri bilgileri, online itibar gibi anlamlar da yüklendiği düşünüldüğünde daha ciddi bir konu oluyor. Kodlarla ve sunucularla çalışma konusunda en ufak bir çekingenliğiniz var ise bir uzmanın konuya el atmasına izin verin. Neden mi? Çünkü bilgisayar korsanları arka kapılarını birden fazla dosyada barındırırlar, saldırılarında ve ya sonrasında kullanacakları araçları, kodları birden fazla yere saklarlar. Saldırıya uğramış wordpress sitesi nasıl düzeltilir başlıklı bu yazımda da belirttiğim adımları yaparak sitenizi temizlemiş ve tekrar yayına almış olabilirsiniz. Ama yine de bir çok insan acaba bir yerde bir şey unuttum mu diye düşünüyor ve bir uzmanın sorunu çözdüğünü, temizlediğin ve düzelttiğini bilmek istiyor.
Bir çok wordpress güvenlik eklentisi hack temizleme hizmeti sunmaktadır. Ortalama 100-300 dolar arası değişkenlik gösteren fiyat aralıklarında bu hizmetleri sunmaktadırlar.
Sizlere saldırıya uğramış wordpress sitesi nasıl düzeltilir anlatmak için anlaşılır bir dil kullanmaya çalıştım. Aklınıza takılan sorularınız, içerisinden çıkamadığınız konu ile alakalı sorunlarınız için aşağıdaki yorum alanını kullanabilirsiniz. Güvenli wordpress siteleriniz olsun.
submitted by muglawebtasarim48 to u/muglawebtasarim48 [link] [comments]


2020.03.22 15:07 bahisvip Deneme Bonusu

Deneme Bonusu Nedir?
Deneme Bonusu Konusu Türkiye’de namütenahi bir durumdur. Hemen hemen yeni açılan tüm bahis sitelerinin ilk verdiği bonus Deneme Bonusudur. Deneme Bonusu aslında birçok çevrim kuralı olmakla birlikte, çevrimsiz deneme bonusu olarakta karşımıza çıkmaktadır. Bu yazımızda deneme bonusu konusunu masaya yatırıyoruz.
Deneme Bonusu, bahis firmalarının sitelerine kullanıcı çekmek için ve sitelerini test etme, deneyimlemelerini sağlamak için verdiği bonus türüdür.
Deneme Bonusu alırken yapılan en büyük hata, deneme bonusu kurallarını okumamaktır. Çünkü bazı deneme bonuslarının katı kuralları bulunmaktadır. Bu kuralları dikkatli okumadığınız zaman harcamış olduğunuz zaman boşa gidecektir. Gelin bu kuralları beraber inceleyelim. Daha sonra deneme bonusu veren sitelerin bir listesini oluşturalım ve bu listedeki deneme bonusu veren sitelerin verdikleri deneme bonusları hakkında sizlere bilgiler verelim.
Çevrim Şartlı Deneme Bonusu Nedir?
Çevrim Şartlı Deneme Bonusu, bahis sitelerinin size vermiş olduğu deneme bonusunun gerçek paraya dönüşebilmesi için uyguladığı kurallardır. Örneğin: 20 TL Deneme Bonusu aldınız ve bahis sitesi sizden bu almış olduğunuz 20 TL Deneme Bonusu ile bonusun 10 katı olarak çevrim yapmanızı ister. Bu çevrim şartının yanında bir de bahis alacağınız karşılaşmaların en az 1.60 orana sahip olmasını isteyebilirler. Bazı bahis firmaları, tekli bahis kuponlarına izin verebilir, bazıları da en az 2 karşılaşmaya toplam bahis oranının 3.00 olmasını talep edebilir. Bu oranlar her bahis sitesi için değişiklik gösterebilir. Burada önemli olan almış olduğunuz deneme bonusu ile nasıl çevrimler gerçekleştirmeniz gerektiğini bilmenizdir. Bu kurallarla birlikte aynı karşılaşmaya bahis almamanızı, beraberlikte iade, çifte şans, sistem bahisleri, Alt/Üst, Tek/Çift gibi bahislerinde geçersiz olduğunu söyleyebilirler.
Burada anlatılan çevrim şartları spor bahislerinde geçerli çevrim şartlarıdır. Casino alanında deneme bonusu veren sitelerin çevrim şartları şu şekilde olabilir; Almış olduğunuz 20 TL casino deneme bonusunu 35 katı olarak çevirmenizi isteyebilirler. Bunun yanı sıra bu deneme bonusunu sadece slot alanın da kullanmanızı veya Poker, blackjack, Rulet gibi alanlarda kullanmanızı isteyebilirler. Çevrim şartları %99 bunlardan oluşmaktadır.
Çevrim Şartsız Deneme Bonusu Nedir?
Çevrim şartsız deneme bonusu, çevrim şartlı deneme bonusunun tam tersi bir durum diyebiliriz. Almış olduğunuz deneme bonusu ile herhangi bir çevrim yapmanıza gerek yoktur. Sizden sadece belirli bir orana sahip en az 1 veya üzeri karşılaşmalara bahis almanız istenir. Örneğin; 15 TL Deneme Bonusu aldınız, bahis oranı 1.80 veya üzeri olacak şekilde 1 karşılaşmaya bahis almanız istenir. Ya da en az 3 karşılaşmaya kombine bahis almanızı isteyebilirler. Bu kombine bahisin toplam bahis oranının 6.00 olmasını talep edebilirler. Yukarıda çevrim şartlı deneme bonusu ile tek farkı deneme bonusunun kat çevrimi olmamasıdır.
Deneme Bonusu Üst Çekim Limiti Nedir?
Deneme bonusu veren bahis sitelerinin vermiş oldukları deneme bonusu ile sınırlı bir kazanç elde edebilirsiniz. Örneğin; Almış olduğunuz 50 TL Deneme Bonusu ile en fazla 200 TL kazanabilirsiniz. Ya da almış olduğunuz 30 TL Deneme Bonusu ile en fazla 100 TL kazanç elde edebilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken, bazı bahis siteleri üst çekim limiti aşıldığında, canlı desteğe bağlanıp, bunu kendilerine bildirmenizi ister. Eğer bildirmezseniz tüm kazancınızı silebilirler. Bahis sitesinin üst çekim limiti ne ise, ona uyulması gerekir. Bazı bahis siteleri de üst çekim limiti aşıldığında çekim sırasında fazla olan kazancı bakiyenizden silerek asıl olan kazancınızı hesabınıza yatırmaktadır.
Yatırım Şartlı Deneme Bonusu Nedir?
Yatırım şartlı deneme bonusu, bahis sitesinin size vermiş olduğu deneme bonusu ile yukarıdaki anlattığımız çevrim şartlarını yerine getirdikten sonra, çekim verebilmeniz için sizden istenen en az yatırılacak yatırım miktarıdır. Örneğin: A bahis firmasından 20 TL Deneme Bonusu aldınız ve bu deneme bonusu çevrim şartlarını yerine getirdiniz. Sizden minimum 50 TL yatırmanızı ve bahis oranı 1.30 olması kaydıyla en az 1 karşılaşmaya bahis alıp bunu çevirmenizi ister. Bu çevrimi de yaptıktan sonra, çekim talebinde bulunabilirsiniz.
Yatırım Şartsız Deneme Bonusu Nedir?
Yatırım şartsız deneme bonusu, adında da anlaşılacağı üzere herhangi bir yatırım şartı bulunmayan deneme bonusu türüdür. Yukarıdaki yatırım şartlı deneme bonusu kurallarının tam tersi geçerlidir. Çevrim işlemleri tamamlandıktan sonra, direkt olarak çekim talebi verebilirsiniz. Yatırım şartlı deneme bonusu ile yatırım şartsız deneme bonusu arasındaki tek fark çevrim işlemleri tamamlandıktan sonra herhangi bir yatırım yapmanıza gerek olmamasıdır.
Deneme bonusu hakkında yeterince bilgiye sahip olduk. Artık deneme bonusu ile neler yapacağımızı biliyoruz. Aşağıda deneme bonusu veren sitelerin listesini sizler için oluşturduk. Gelip hep birlikte bunlara göz atalım.
Ben bana sponsor olan bahis siteleri ile başlamak istiyorum. Diğeri zaten Deneme Bonusu Veren Siteler kategorimizde mevcut. Sponsorlarımızın vermiş olduğu bonuslara daha çok hakimim. Soru cevap şeklinde gidelim.
Betlike Bahis Sitesi:
Betlike bahis sitesi kaç TL Deneme Bonusu vermektedir?
Betlike bahis sitesinin yatırım şartı var mı?
Betlike bahis sitesinden almış olduğumuz 15 TL Deneme bonusu ile ne kadar kazanç sağlayabilirim?
Betlike 15 TL Deneme Bonusunu hangi alanlarda kullanabilirim?
Betlike 15 TL Deneme Bonusunun çevrim şartı var mı?
Site Girişi
Betvole Bahis Sitesi:
Betvole bahis sitesi kaç TL Denem”e Bonusu vermektedir?
Betvole bahis sitesinin yatırım şartı var mı?
Betvole bahis sitesinden almış olduğumuz 15 TL Deneme bonusu ile ne kadar kazanç sağlayabilirim?
Betvole 15 TL Deneme Bonusunu hangi alanlarda kullanabilirim?
Betvole 15 TL Deneme Bonusunun çevrim şartı var mı?
Site Girişi
Betebet Bahis Sitesi:
Betebet bahis sitesi kaç TL Denem”e Bonusu vermektedir?
Betebet bahis sitesinin yatırım şartı var mı?
Betebet bahis sitesinden almış olduğumuz 15 TL Deneme bonusu ile ne kadar kazanç sağlayabilirim?
Betebet 15 TL Deneme Bonusunu hangi alanlarda kullanabilirim?
Betebet 15 TL Deneme Bonusunun çevrim şartı var mı?
Site Girişi
Diğer Sitelere Buradan Bakabilirsiniz.
submitted by bahisvip to u/bahisvip [link] [comments]


2020.03.22 10:34 megusanet AdWords Geçersiz tıklama engelleme

Google Adwords reklamlarında geçersiz tıklamaları engellemek için bir wp eklentisi rakiplerimiz modemin fişini çekip takara veya botlarla ip değiştirerek reklamlara tıklamakta bu kişileri Cookieler dosyası ile tespit edip engellemek mümkün mü zira google ipden takip edim gecersiz tıklama iadesi yapıyor fakat bir çok tıklamayıda tespit edemiyor. Gittigidiyor buna benzer bir uygulama kullanıyor bir kaç kez reklamlardan siteye tıkladığınızda reklamlar üzerinden siteye erşimi kapatıyor fakat normal olarak erişime izin veriyor hangi sistemle bunu yapa bilirmisiniz.
AdWords Geçersiz tıklama engelleme
Adwords Geçersiz tıklamaları engelleme
Google adwords bot engelleme
Adwords tıklama programı
Adwords rakip tıklama
Google Ads geçersiz tıklama
Adwords bot saldırısı
Adwords tıklama botu
Geçersiz tıklama gerçek müşteri ilgisinden kaynaklanmadığından şüphelenilen Google AdWords reklamı tıklamalarını ve gösterimlerini belirtir.
Her gün milyarlarca tıklama Google sistemi tarafından raporlandığından gerçek müşteri davranışı ve gerçek olmayan müşteri davranışından kaynaklanan tıklamalar tespit edilebiliyor. Geçersiz tıklama filtreleme sistemi yalnızca IP adresiyle değil, farklı kaynaklardan farklı verilere bakarak yorumlanır. Biriken çok fazla data olduğu için filtreleme sistemi makine öğrenmesiyle çalışır.
Geçersiz tıklamalar ne kadar sürede filtrelenir?
Çoğunlukla reklam hesaplarının almış olduğu geçersiz tıklamalar anlık olarak filtrelenir. Bununla beraber bazı durumlarda reklamlara gelen geçersiz tıklamaların filtrelenmesi biraz daha uzun sürebilir. Normale göre daha uzun zaman almasının sebebi geçersiz tıklamalar filtrelenirken detaylı analizler yapılmasıdır. Geçersiz tıklamaları tespit etmek için aşağıdaki veriler kullanılır.
Tıklamanın geldiği yer
* Hangi cihaz kullanıldığı
* Zaman bilgisi
* Tıklama geldikten sonra yapılan yolculuk
* Sitede geçirilen zaman
* Sitede hangi sayfalara tıklandığı
* Aynı gün ve takip eden diğer günlerde yapılan tıklamalar
Google Sahte Tıklamalar dan Korunma Yöntemleri
Öncelikle saldırı aldığınıza emin olun.
Saldırı aldığınızı anlamak için öncelikle AdWords panelinden kampanyalarınızı açın.
Sütunlar bölümünden sütunları değiştir diyerek sahte tıklamaları bulun ve işaretleyin.
Artık kampanyalarınızda Google tarafından tespit edilip sayılmayan geçersiz tıklamaları göreceksiniz. Eğer her gün sürekli olarak geçersiz tıklama oranınız çok fazla artıyorsa demek oluyor ki sürekli birileri tarafından reklamlarınız manuel veya yazılım ile tıklama gerçekleştiriliyor. Yapacağınız ilk iş Google AdWords üzerinden manuel inceleme talebinde bulunmak bu sayede Google tarafından kaçan geçersiz tıklamalar inceleniyor ve büyük çoğunluğu geri iade ediliyor. Benim tespitlerime göre %70 ve %80 oranında bir iade ediliyor tabi bu geçersiz yapılan tıklamaların yöntemine göre değişebiliyor.

Reklamlardan Gelen Ziyaretçilerin İplerini Tespit Edin.

Öncelikle sitenize Google Analytics ve Yandex Metrica kurulumunu yapın. Daha sonra çeşitli araçlar kullanarak sitenize gelen ipleri tespit edin. Sürekli aynı ip üzerinden gelenleri not alarak AdWords ayarlar kısmından bu ipleri engelleyebilirsiniz.
Eğer reklam uzantılarınıza tıklayarak saldırı alıyorsanız bir süre uzantıları kaldırıp direk siteye yönlendirme yapın. Bu sayede kullanıcı davranışlarından gereksiz veya saldırı yapan ipleri tespit edip engelleyebilirsiniz.
Lakin şöyle bir sıkıntı var..!! Eğer saldırı aldığınız ipler sürekli olarak değişiyorsa malesef bunu engelleme şansınız pek yok. Google AdWords üzerinden son iki ip bloğunu engelleyebilirsiniz. Yani (-,-,*,*) son iki ip bloğunu engellediniz diyelim. Size saldırı yapanlar ip adreslerini eğer sürekli değiştiriyorsa bu yöntem malesef yeterli olmayacaktır.
Yani benim bilgi ve deneyimlerime göre bu bir çözüm değil. Sadece bu yöntemi düşünenler için bilgi vermek istedim. Şuan en mantıklısı dönüşüm kodları ile ve profesyonel bir reklam kampanya yöneticisi tarafından reklam vermek görünüyor.
Eğer sizde reklamlarınıza saldırı alıyorsanız hemen Google Reklam Uzmanı yani benimle iletişime geçebilirsiniz. Bütçesi yüksek firmalar için danışmanlık yapmaktayım.
AdWords içerisinden geçersiz tıklama raporları incelendiği zaman bu site ziyaretlerinden ücret alınmadığını görülebiliyor.
Google’ın geliştirdiği filtreleme sistemi tüm reklamveren hesaplarında otomatik olarak çalışır. Yine de hesabınızdaki tıklamalardan şüphelenir ve incelenmesini talep ederseniz Google bünyesinde sadece bu konuyla ilgilenen ayrı bir ekip bulunmaktadır.
submitted by megusanet to u/megusanet [link] [comments]


2020.03.19 00:24 karanotlar Biyolojik lrkçılıktan Kültürel lrkçılığa Geçiş

Biyolojik lrkçılıktan Kültürel lrkçılığa Geçiş
https://preview.redd.it/d950gq23min41.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=0da9b17cee7ac60c782fb38db90ba6ff0a566d13
Avrupalılar yüz yıl önce kimi ırkların, bilhassa beyaz ırkın, doğası gereği diğer ırklardan üstün olduğuna kesin gözüyle bakıyordu. 1945 sonrası bu tarz görüşler giderek daha çok kınanmaya başlandı. Irkçılık sadece ahlaken rezil değil bilimsel açıdan da asılsız bulunuyordu. Fen bilimleriyle uğraşanlar, özellikle de genetikçiler Avrupalı, Afrikalı, Çin ve Amerikan yerlileri arasındaki biyolojik farkların göz ardı edilebilir düzeyde olduğuna dair oldukça sağlam kanıtlar ortaya koydu.
Ancak aynı zaman zarfında antropologlar, sosyologlar, tarihçiler, davranış bilimciler hatta beyin üzerine çalışan biliminsanları, insan kültürleri arasındaki bariz farklara dair bol miktarda veri topladı. Nitekim tüm insan kültürleri özünde aynıysa antropolog ve tarihçilere ne diye ihtiyaç duyalım? Ne diye afaki farkları çalışmaya kaynak ayıralım? En azından Güney Pasifik ve Kalahari Çölü’nde düzenlenen pahalı saha çalışmalarını finanse etmeyi bırakıp, Oxford ya da Boston’daki insanları incelemekle yetinmemiz gerekir. Kültürel farklar önemsizse Harvard’daki lisans öğrencileriyle ilgili keşfettiklerimiz Kalahari’nin avcı toplayıcı insanları için de geçerli olacaktır.
İnsanların çoğu, düşünüp taşınınca, cinsel törelerden tutun da siyasi âdetlere pek çok alanda, insan kültürleri arasında kayda değer farklar bulunduğu sonucuna varır. O zaman bu farkları nasıl ele alacağız? Kültürel izafiyeti savunanlar, fark olmasının hiyerarşi olacağı anlamına gelmeyeceğini ve asla bir kültürü diğerinden üstün tutmamamız gerektiğini ifade ediyorlar. İnsanlar değişik şekillerde düşünüp davranabilirler ama bu çeşitliliği bağrımıza basıp tüm inanç ve göreneklere eşit değer atfetmeliyiz. Maalesef bu tür açık görüşlü tutumlar hakikat karşısında ayakta kalamıyor. İnsanların çeşitliliği, mesele yeme içme ve şiir sözkonusu olduğunda şahane bir şey ama kimse cadı diye insanların yakılmasını, bebek katlini ya da köleliği, Coca-Cola kolonyalizmi ve kapitalizmden korunması gereken büyüleyici insan davranışları sınıfına sokamaz.
Ya da farklı kültürlerin yabancıları, göçmenleri ve mültecileri nasıl karşıladığını düşünün. Her kültürün başkalarını kabul etme ölçüsü farklı. 21. yüzyılın başında Alman kültürü göçmenleri Suudi Arabistan kültüründen daha sıcak karşılıyor. Bir Müslümanın Almanya’ya göç etmesi Hıristiyan birinin Suudi Arabistan’a göç etmesinden çok daha kolay. Hatta Suriyeli Müslüman bir mültecinin Almanya’ya göç etmesi muhtemelen Suudi Arabistan’a göç etmesinden daha kolay Almanya, Suudi Arabistan’dan çok daha fazla Suriyeli mülteci kabul etti. Aynı şekilde deliller, 21. yüzyılın başında Kaliforniya’daki kültürün göçmenlere Japonya’dakinden çok daha sıcak baktığını gösteriyor. Bu doğrultuda yabancılara hoşgörü göstermek ve göçmenleri kucaklamak iyi bir şeydir diye düşünüyorsanız, en azından bu konu dahilinde, Alman kültürünün Suudi Arabistan kültüründen üstün, Kaliforniya kültürünün Japon kültüründen daha iyi olduğunu da düşünmeniz gerekmez mi?
Ayrıca iki kültürel norm teoride eşit sayılsa bile, göç gibi uygulamalı bir bağlamda, göç edilen ülkenin kültürünün daha iyi olduğunu düşünmek gerekçelendirilebilir. Bir ülkenin koşullarına uygun düşen norm ve değerler, başka koşullarda o kadar iyi işlemeyebilir. Somut bir örneği mercek altına alalım. Yerleşmiş önyargıların tuzağına düşmemek için iki ülke kurgulayalım. Birinin adı Soğukistan, diğerininki Sıcakya olsun. Bu iki ülkenin pek çok kültürel farkı var. İnsan ilişkileri ve bireylerarası çatışmalar konusunda da tutumları farklı. Soğukistanlılara küçüklüklerinden itibaren okulda, işyerinde ve hatta aile içinde biriyle anlaşmazlığa düştüklerinde bile, en iyisinin duygularını bastırmak olduğu öğütlenmiş. Bağırıp çağırmaktan, öfke emareleri göstermekten ya da diğer insanlara meydan okumaktan kaçınmak gerek; öfkeyle kalkan zararla oturur. En doğrusu insanın duygularıyla başa çıkıp ortamın yatışmasını beklemesi. Bu süre zarfında sözkonusu kişiyle iletişim kurmamalı, karşılaşmak kaçınılmazsa mesafeli ama nazik davranıp hassas konulara hiç girilmemeli.
Sıcakyalılarsa tam tersine çocukluklarından itibaren çatışmaları dışa-vurmayı öğrenmiş. Kendinizi bir anlaşmazlığın ortasında bulursanız konuyu havada bırakıp duygularınızı bastırmayın. İlk fırsatta içinizi dökün. Sinirlenmek, bağırıp çağırmak ve tam olarak ne hissettiğinizi karşınızdakine göstermek normaldir. Meseleler ancak böyle, dürüst ve doğrudan davranarak beraberce çözülür. Yıllarca sürebilecek bir anlaşmazlığa yol açmaktansa bir gün bağırıp çağırarak konuyu çözebilirsiniz ve karşılıklı meydan okumak hiçbir zaman hoş olmasa da sonrasında herkes çok daha iyi hisseder.
Bu iki yöntemin de olumlu ve olumsuz tarafları var ve hangisinin daha iyi olduğunu söylemek zor. Peki ya Sıcakyalı biri Soğukistan’a göç eder ve bir Soğukistan şirketinde çalışmaya başlarsa?
Sıcakyalı ne zaman diğer çalışanlarla anlaşmazlığa düşse, dikkatleri soruna yoğunlaştırıp meselenin çabucak hallolmasına yarayacağını düşündüğünden, masaları yumruklayıp avazı çıktığı kadar bağırıyor. Yıllar sonra üst düzey bir pozisyon boşalıyor. Sıcakyalı gerekli tüm vasıflara sahip olsa da patron Soğukistanlı bir çalışanı terfi ediyor. Niye diye sorulduğunda, “Evet, Sıcakyalının pek çok yeteneği var ama insan ilişkileri çok sorunlu. Çabuk sinirleniyor, gereksiz yere gerginlik yaratıyor ve şirket kültürümüzü zedeliyor,” diye açıklıyor. Bu değerlendirmeden Soğukistan’a göçeden diğer Sıcakyalılar da payına düşeni alıyor. Çoğu ancak düşük mevkilerde çalışabiliyor ya da iş bile bulamıyor çünkü yöneticiler Sıcakyalıların çabuk sinirlenen ve sorun çıkaran insanlar olduğunu varsayıyor. Sıcakyalılar bir türlü üst düzey mevkilere çıkamadıkları için Soğukistan’ın kurumsal kültürünü değiştirmeleri zor.
Aynı şey Sıcakya’ya göç eden Soğukistanlıların da başına geliyor. Sıcakya’da bir şirkette çalışmaya başlayan bir Soğukistanlı kısa sürede burnu büyük ya da soğuk nevale diye nam salıyor ve doğru dürüst arkadaş edinemiyor. İnsanlar kendisini samimiyetsiz buluyor ve temel insan ilişkisi becerilerinden yoksun olduğunu düşünüyorlar. Asla üst düzey bir pozisyona gelemiyor ve bu yüzden de şirket kültürünü değiştirme fırsatı yakalayamıyor. Sıcakya müdürleri, çoğu Soğukistanlının samimiyetsiz ya da utangaç olduğu sonucuna varıyor ve müşterilerle iletişim ya da diğer çalışanlarla yakın işbirliği gerektiren pozisyonlara Soğukistan’ dan gelenleri almayı tercih etmiyorlar.
Bu iki durum da düpedüz ırkçılık gibi görünebilir. Ama burada sözkonusu olan ırkçılık değil “kültürcülük”tür. İnsanlar cephenin başka bir alana kaydığını fark etmeden geleneksel ırkçılığa karşı kahramanca savaşmayı sürdürüyor. Geleneksel ırkçılık sönüp gidiyor ama dünya artık “kültürcülük” taslayanlarla dolup taşıyor.
Geleneksel ırkçılık sırtını biyoloji kuramlarına dayamıştı. 1890’larda ya da 1930’larda Birleşik Krallık, Avustralya ve ABD gibi ülkelerde yaşayanlar kalıtsal bir biyolojik unsurun Afrikalı ve Çinli insanları yapı itibarıyla Avrupalılardan daha az zeki, daha az girişken ve daha az ahlaklı yaptığına inanıyorlardı. Sorun kanlarındaydı. Bu tarz görüşler hem siyasi arenada saygı görüyor hem de bilimsel altyapıyla destekleniyordu. Oysa günümüzde pek çok insan ırkçı beyanlarda bulunsa da bu görüşler hiçbir bilimsel altyapıya sahip değil ve öyle bir siyasi saygı da görmüyor; tabii kültürel terimlerle başka bir şekilde ifade edilmedilerse. Siyahlar genlerinin niteliği düşük olduğu için suç işlemeye eğilimlidir deme modası geçti; artık işlevsiz altkültürlerden geldikleri için suç işlemeye meyilliler demek moda.
Örneğin ABD’de kimi parti ve liderler ayrımcı politikaları açıkça destekleyip sık sık Afrika ve Latin kökenli Amerikalılar ve Müslümanlar hakkında atıp tutuyorlar ama DNA’larında bir sorun var demiyorlar. Sıkıntının kaynağı olarak kültürleri gösteriyorlar. Dolayısıyla Başkan Trump Haiti, El Salvador ve kimi Afrika ülkelerine “bok çukuru” yakıştırması yaparken, belli ki bu yerlerin kültürleriyle ilgili görüşünü beyan ediyor, genetik yapılarına dair bir şey söylemiyordu.2 Trump başka bir seferinde ABD’ye göç eden Meksikalılar hakkında şu şekilde konuşmuştu: “Meksika bize insan gönderdiğinde en iyileri göndermiyor. Bir sürü sorunu olan insanlar gönderiyor ve bu sorunlar buraya taşınıyor. Uyuşturucu getiriyorlar. Suç getiriyorlar. Tecavüzcü bunlar. Sanıyorum bir kısmı da iyi insandır.” Bu çok yakışıksız bir iddia ama biyolojik açıdan değil sosyolojik açıdan yakışıksız. Trump Meksikalı kanı iyilikten nasibini almamıştır demiyor; iyi Meksikalılar Rio Grande’nin güneyinde kalıyor diyor sadece.’
Tartışmanın odağında yine de insan bedeni; Latin Amerikalı bedeni, Afrikalı bedeni, Çinli bedeni var. Ten rengi pek bir mühim. Derinizde fazlaca melanin pigmentiyle New York sokaklarında dolanıyorsanız, nereye gidiyor olursanız olun, polis size şüpheyle yaklaşır. Ama hem Başkan Trump hem de Başkan Obama gibiler ten renginin önemini kültürel ve tarihsel bağlamda ifade eder. Polisin ten renginize şüpheyle yaklaşmasının altında yatan gerekçe biyolojik değil tarihseldir. Tahminen Obama ve benzerleri, polisin önyargısının kölelik gibi olumsuz tarihsel hatalardan kaynaklandığını açıklayacaktır. Trump ve benzerleriyse siyahların suç işlemesini, beyaz liberaller ve siyah toplulukların yaptığı tarihsel hataların olumsuz mirası olarak görecektir. Her iki koşulda da Delhi’den gelmiş Amerikan tarihinden bihaber bir turist bile olsanız bu tarihin yol açtığı sonuçların vebalini çekmek zorunda kalırsınız.
Biyolojiden kültüre geçiş, anlamsız bir teknik dil değişikliği değil. Uygulamaya etki eden kimi iyi kimi kötü sonuçlar doğuran kapsamlı bir geçiş. Öncelikle, kültür biyolojiden daha kolay şekillendirilebilir. Bu bir yandan günümüzde kültürcülük yapanların geleneksel ırkçılardan daha hoşgörülü olabileceği anlamına geliyor; “ötekiler” kültürümüzü benimserse onları kendimizle bir tutarız diye düşünebilirler. Öte yandan, bunun sonucunda “ötekiler” asimile olmaya çok daha fazla zorlanabilir ve başarı gösteremezlerse çok daha sert eleştirilere maruz kalabilirler.
Koyu tenli bir insanı ten rengini açmıyor diye suçlayamazsınız ama insanlar Afrikalıları ya da Müslümanları Batı kültürünün norm ve değerlerini benimsemiyorlar diye suçlayabilirler ve suçluyorlar da. Böyle suçlamaların ille de geçerli bir sebebi olması gerekir anlamına gelmez bu. Çoğu durumda hâkim kültürü benimsemek için pek fazla sebep yoktur ve çoğu başka durumda da gerçekleşmesi neredeyse imkânsız bir hedeftir bu. Yoksulluğun kol gezdiği varoşlardan gelen Afrika kökenli Amerikalılar, hegemonyacı Amerikan kültürüne uyum sağlayabilmek için ne kadar gayret etseler de öncelikle kurumsal ayrımcılığa maruz kalabilir, sonra da yeterince çaba sarfetmemekle suçlanarak çektikleri sıkıntının tek suçlusu kendileriymiş konumuna düşürülebilirler.
Biyolojiden bahsetmekle kültürden bahsetmek arasındaki kilit farklardan biri de Soğukistan’la Sıcakya örneğinde olduğu gibi geleneksel ırkçı bağnazlığının aksine kültürcülük savlarının ara sıra akla yatkın gelebilme-sidir. Sıcakyalılarla Soğukistanlıların gerçekten de insan ilişkilerinin farklı tarzlarda kendini gösterdiği farklı kültürleri var. İnsan ilişkilerinin pek çok iş dalında önem taşıdığını düşünürsek, Sıcakyalı bir şirketin Soğukistanlıları kendi kültürel mirasları doğrultusunda davrandıkları için cezalandırması ahlaken yanlış mıdır?
Antropologlar, sosyologlar ve tarihçiler bu konuda ciddi kaygılar taşıyorlar. Bir yandan tüm bu söylem tehlikeli ölçüde ırkçılığa yakın duruyor. Öte yandan kültürcülüğün ırkçılığa kıyasla çok daha sağlam bir bilimsel altyapısı var ve özellikle beşeri bilimler ve sosyal bilimler alanlarında çalışanlar kültürel farkların varlığını ve önemini reddedemezler.
Elbette bazı kültürcü savları kabul etsek de hepsini kabul etmek zorunda değiliz. Çoğu kültürcü sav üç ortak kusurdan mustariptir. Birincisi, kül-türcüler genellikle yerel üstünlüğü nesnel üstünlükle karıştırırlar. Dolayısıyla Sıcakya yerelinde çatışmaları Sıcakya usulü karara bağlama yöntemi, Soğukistan yönteminden pekâlâ üstün olabilir. Bu durumda Sıcakya’da faaliyet gösteren Sıcakya şirketi, Soğukistanlı göçmenlerin orantısız biçimde cezalandırılmasına yol açacak şekilde, içe kapanık çalışanlara ayrımcılık yapmakta haklı sebeplere sahiptir. Fakat bu Sıcakya yönteminin nesnel üstünlüğe sahip olduğu anlamına gelmez. Sıcakyalılar Soğukyalılardan bazı şeyler öğrenebilir ve durum değişirse, örneğin Sıcakyalı şirket küreselleşip farklı ülkelerde şube açarsa, çeşitlilik birdenbire kıymete binebilir.
İkincisi, net bir ölçüt, zaman ve yer tanımladığınızda kültürcü savlar ampirik açıdan doğru olabilir. Ama insanlar beklenmedik bir sıklıkla çok fazla genel kültürcü iddialarda bulunurlar ve bunlar da hiçbir şey ifade etmez. Dolayısıyla, “Soğukistan kültürü Sıcakya kültürüne oranla ulu orta öfke patlamalarına karşı daha az hoşgörülüdür,” demek mantıklı bir iddia olabilirken, “Müslüman kültürü aşırı hoşgörüsüz,” demek hiç de mantıklı değildir. İkinci iddia oldukça muğlaktır. “Hoşgörüsüz” derken neyi kastediyoruz. Kime ya da neye karşı? Bir kültür, dini azınlıklara ve sıradışı siyasi görüşlere karşı hoşgörüsüzken obezlere ve yaşlılara karşı son derece hoşgörülü olabilir. Ayrıca “Müslüman kültürü” derken neyi kastediyoruz? 7. yüzyıl Arap Yarımadası’ndan mı bahsediyoruz? 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’ndan mı? 21. yüzyılın başındaki Pakistan’dan mı? Son olarak, ölçütümüz ne? Dini azınlıklara hoşgörüyle bakacaksak ve 16. yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu’yla 16. yüzyıl Batı Avrupa’sını kıyaslarsak Müslüman kültürün inanılmaz hoşgörülü olduğu sonucuna varırız. Taliban yönetimindeki Afganistan’la çağdaş Danimarka’yı kıyaslarsak bambaşka bir sonuca varırız.
Ama kültürcü savların en büyük sorunu, istatiksel bir yapıya sahip olmalarına rağmen sık sık bireylere ayrımcılık yapmak için kullanılıyor olmalarıdır. Sıcakya yerlisi biriyle Soğukistanlı bir göçmen Sıcakya’daki bir şirkette açılan aynı pozisyona başvurduğunda yönetici, “Soğukistanlılar soğuk ve çekingendir,” diye Sıcakyalıyı işe almayı seçebilir. Bu istatiksel olarak doğru olsa bile belki sözkonusu Soğukistanlı, Sıcakyalı adaydan daha sıcakkanlı ve girişkendir. Kültür önemlidir ama insanlar aynı zamanda genleri ve kişisel geçmişleri doğrultusunda da şekillenir. Bireyler genellikle istatiksel kalıpları yıkarlar. Şirketin donuk insanları değil de girişkenleri tercih etmesi anlaşılır bir şey ama Soğukistanlıları değil de Sıcakyalıları tercih etmesi mantıklı değil.
Ancak tüm bunlar kültürcülüğü tamamen geçersiz kılmak yerine birtakım kültürcü savları yola getiriyor. Bilimsel bir temeli bulunmayan bir önyargıdan ibaret ırkçılığın aksine, kültürcü savlar bazen oldukça doğru görünür. İstatistiklere bakar ve Sıcakyalı şirketlerin yüksek mevkilerde çok az Soğukistanlı istihdam ettiğini görürsek bunun sebebi ırkçı ayrımcılıktan ziyade akıllıca verilmiş bir karar olabilir. Soğukistanlı göçmenler bu duruma içerleyip Sıcakya’nın göçmenlik şartlarını yerine getirmediğini iddia etmeli mi? Sıcakya şirketleri “pozitifayrımcılık” yaparak Sıcakya’nın asabi iş kültürünü yatıştırma umuduyla daha çok Soğukistanlıyı yönetici konumuna mı getirmeli? Belki de suç yerel kültüre uyum sağlamayı başaramayan Soğukistanlılarındırve Soğukistanlıların çocuklarına Sıcakya norm ve değerleri aşılamak için daha çok ve daha etkili çaba sarfetmemiz gerekiyordur.
Kurmaca âleminden gerçek dünyaya dönersek, Avrupa’da cereyan eden göç tartışmasının hayırla şer arasındaki, sağı solu belli bir savaş olmanın çok uzağında kaldığını görürüz. Tüm göçmenlik karşıtlarına “faşist” yaftası yapıştırmak da tüm göçmenlik taraftarlarının “kültürel intihara” meyilli olduğu sonucuna varmak da doğru olmaz. Bu yüzden göçmenlik meselesi pazarlık edilemez ahlaki bir buyruk hakkında ödün verilmeden sürdürülen bir mücadele şeklinde yürütülmemeli. Standart demokratik prosedürlerle kara-ra bağlanması gereken iki meşru siyasi duruş arasındaki bir tartışmadır bu.
Şimdilik Avrupa’nın, değerlerini paylaşmayan insanlar tarafından sarsılmadan kapılarını yabancılara açık tutabilmesini sağlayacak bir orta yol bulup bulamayacağı meçhul. Avrupa böyle bir yol bulabilirse belki bu formül küresel ölçekte de uygulanabilir. Fakat Avrupa projesi başarısız olursa bu özgürlük ve hoşgörü gibi liberal değerlere inancın dünyanın kültürel çatışmalarını çözmeye ve insanlığı nükleer savaş, ekolojik çöküş ve teknolojik sıçrama karşısında birleştirmeye yetmediğinin göstergesi olur. Yunanlar ve Almanlar ortak bir kadere rıza gösteremiyor ve 500 milyon varsıl Avrupalı birkaç milyon yoksul mülteciyi bünyesinde barındıramıyorsa, insanlığın küresel medeniyeti sarıp sarmalayan çok daha yoğun çatışmaların altından kalkmakta nasıl bir şansı olabilir ki?
Avrupa ve dünyanın tamamıyla daha iyi bütünleşmek ve sınırlarla zihinleri açık tutmakta yardımcı olabilecek şeylerden biri de terörizm kaynaklı histerinin şiddetini azaltmak. Avrupa’nın özgürlük ve hoşgörü alanlarındaki deneyinin abartılı bir terör korkusu sebebiyle dağılması büyük bir talihsizlik olur. Bu durum teröristlerin amaçlarına ulaşmasını sağlamakla kalmaz, bu bir avuç fanatiğin eline insanlığın geleceği hakkında çok ama çok büyük bir söz hakkı verir. Terörizm insanlığın marjinal ve zayıf bir kesiminin silahı. Peki nasıl oldu da böylesi bir şey küresel siyasete yön verir hale geldi?
Yuval Noah Harari
  1. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/biyolojik-lrkciliktan-kulturel-lrkciliga-gecis-yuval-noah-harari/?utm\_referrer=https%3A%2F%2Fzen.yandex.com&utm\_campaign=dbr
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.03.10 19:01 Xanixiano Derleme Çalışmaları hakkında: Ufak bir sohbet ve sizin düşünceleriniz

İyi günler Turkey .
Bu biraz uzunca bir post olacak. Yanınıza çayınızı almanızı tavsiye ederim.
Bu toplulukta daha evel derleme çalışmaları yapıp paylaşmıştım.
Sizlere dile getirmek istediğim konu şu:

Ek bir uğraşım olarak, halen derleme çalışmalarıma devam etmek istiyorum.

Buna yazının ileri kısmında değineceğim.
Geçen gün akşam saatlerinde nihayetinde 4-5 gün süren bir derleme çalışmamı bitirip Turkey 'e sundum.
Derleme çağrısının post'u:
A call for a compilation of answers regarding Turkey and the Syrian Refugee Crisis
Oluşturulan Derlemenin kendisi:
Data Compilation - Turkey and the Syrian Refugee Crisis
Sizlerin sunmuş olduğu kaynaklar, bakış açıları, ve ifade etmek isteyip edemediğiniz duygularınız ile 5 ayrı tema kapsamında "Türkiye ve Suriyeli mülteci krizi" konusunda bir araştırma yaptım.
(bakınız:)
PART 1 : Turkey-Syria Relations and Related Effecting conflicts.
1.1- Türkiye'nin Suriye ile olan bağı ve iletişimi.
1.2- Suriyeli Mülteci krizi sırasınca Türkiye yönelik terör saldırıları, ve Türkiye içinde karışıklıklar.
1.3- Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın Suriye konusundaki ithamları ve politkaları.

PART 2: The Syrian Conflict’s costs, damages and effects to Turkey.
2.1 -Türkiye'nin Suriye'de bulunma ve Suriyeli mülteci krizi süreci boyunca kayıpları, maddi ve manevi.
2.2- Türkiye'nin Suriyeli Mülteci krizindeki rolü.

PART 3: Propaganda, war crime allegations, and actions regarding Turkish involvement in Syria.
3.1- Türkiye'nin, Suriye'de işlediği iddia edilen savaş suçları.
3.2-Suriye'de Türk müdahalesine karşıt Anti-Türk propagandalar.
3.3 Suriye'de Türk müdahalesine destek Pro-Türk propagandalar.

PART 4: Turkish Politicians & Citizens views of the Syrian Civil War and Refugee Crisis
4.1- Türk Siyasetçilerinin Mülteci Krizi ve Suriye İç Savaşı hakkında görüşleri.
4.2- Türk vatandaşlarının Mülteci Krizi ve Suriye İç Savaşı hakkında görüşleri.

PART 5: European Involvement in the Syrian Civil War and Refugee Crisis
5.1- Avrupa'nın Mülteci krizindeki rolü ve politikaları.
5.2- Avrupa birliği veya Avrupa ülkelerinin Suriye İç Savaşı konusundaki rolü.

Benim için uzun süren bir süreç idi ve yaklaşık 4-5 günümü bilgi toparlayıp İngilizce diline çevirmek ile uğraştım. Aynı zamanda antreman/beslenme ve iş düzenimi aksatmamam gerekiyordu, bu yüzden bu çalışma olması gerekenden uzun sürmüş olabilir. Umarım bu kaynakçayı zamanında sizlere yetiştirebilmişimdir.
Daha önce yine ülkemizin maruz kaldığı PKK saldırılarını yaz aylarında derlemiştim. Toplam 13-18 Saat sürmüştü.
A compilation of PKK attacks in Turkey.
Tekrardan bu derleme çalışmasına katkıda bulunanları teşekkür etmek istiyorum. Bakış açılaınız, sizin bulduğunuz veya hatırladığınız kaynak ve konu başlıkları bu çalışmaya yön verdi. Bir uzman değilim, o yüzden kendi imkanlarım doğrultusunda çalışıyorum.
Bu derlemeleri yapmak için kafa patlatmak gerekiyor, yerinde Türkçe-İngilizce çeviri yapmam gerekiyor ve tarafsız bir anlayış ile ulaştığım bilgileri olduğu gibi aktarmam gerekiyor. Amacım fikir dayatmak değil, olan bilgiyi açık bir şekilde yoruma sunmak.

Elimden gelenini yapıyorum. Bunu yapmamın bir sebebi var.

Biz Türkler olarak kendi görüşümüzü ifade ettiğimiz zaman, kimi yabancılar tarafından yersiz hakaret ve iftiralar ile karşılaştığımız bir gerçek. Dahası, bu çirkinliklere cevap bulmayı çalışırken sunacağımız her bir kaynak "propaganda" veya "itibar edilmemesi gereken kaynak" damgasını alıyor.

Kendimizi ifade etmeye çalışırken, kanatsız uçak uçurmaya çalışıyormuşuz gibi hissetiriyor insana.

Turkey topluluğu olarak, bir çoğumuzun siyasi/sosyal konularda böyle bir davranışa uğradığımızı düşünüyorum. Tabii ki, bu olan aslında yeni bir şey değil.
Bu tür davranışlara uğradığımızda bizi tartışmaya, öğrenmeye ve öğretmeye iten duyguları kırıyor ve sonuç olarak "geçersiz" sayılan düşüncemizi ya kendimize saklamaya--veya daha agresif bir şekilde dayatmaya itiyor.
Ama gerçek şu:
Bir Türk insanı olarak düşüncelerimizi izah etmek zor.
Sunabileceğimiz çoğu kaynaklar Türkçe ve tartıştığımız konular en az 50, 100 veya belkide 300 sene öncesine uzanan konular. Bunları çözmek ve anlayabilmek için saysız tarihçinin kitaplarını, akademisyenlerin araştırma yazılarını okunması gerekir.
Ülkemizdeki PKK saldırılarının derlmesi yaparken ben, 30 yıl öncesi gazeteleri kendi imkanlarımla internette tarayıp ingilizceye çevirdim. Elimde olan ve ulaşabildiğim kitaplara baktım. Bu zaman alan bir süreç, sabır istiyor ve insanı sınabiliyor.
Sonra bir bakıyorsun: Oysa karşımızdaki yabancı adam bir vikipedi ekran alıntısı ile Orta Doğu ve Balkanların en hızlı tarihçisi olmuş bana sen "probaganda yapıyorsun" diyor, çalışmamın tartışmada bir geçerliliği olmadığını söylüyor.

Kafayı yersin.


Oysaki bu tür yorumlardan aslında zevk alıyorum. Mazoşist eğlimler ile alakası yok, ancak hoşuma gidiyor.

Bir başka gerçeğin bilincinde olmamız gerek.
"Eğer ben bu yabancı kimsenin yerinde olsaydım, bende onunla aynı düşüncede olacaktım."
İnsan çevresinin ve gözlemlediklerinin ürünüdür. Bize karşı duyulan şühpe yoktan var olmuş bir şühpe değil. Yıllarca halkımız ve ülkemize karşı yürütülen bir siyasetin, ve de ülkemizin kimi zaman sergilemiş olduğu olumsuz davranışların sonucudur bu. Tüm dünya bize karşı değil, ama ülkemizin iyiliğini isteyen pek siyasetçi yok günümüzde.

"Neden bu adam böyle düşünüyor? Hepsi de gerçekten ırkçı ve anlayışsız olduğu için mi?"
Ben bu çabalarımda anlam buluyorum.
Kendi ülkemizde bile tarihimiz ile ilgili kitaplar ve konular kimi zaman bulanık iken, Türkçe bilmeyen bir yabancının nasıl olurda bizi anlamamızı ve inanmasını bekleriz?
Wikipedia'dan baksa, kaynakçaya bakıyor--ya dosyaya ulaşılamıyor, ya basımı kaybolmuş falanca bir kitaptan gelme bilgiler.
Türk perspektifini anlamak için gizli öğretileri çözmeyi çalışıyormuş gibidir. Bazı kaynaklar var, kimisine ulaşılamıyor, veya akademik bir veritabanına bağlı.
Kaldı ki, ulaşsa bile dil sorunu var.
Türkçe dil sorununu çözse bile kaynağın hakikaten onaylanabilirliği neye göre karar veriliyor?
Her ne daim olursa olsun, duygularını bir kenara bırakıp gerçeğin ne olduğunu öğrenmek isteyen ve buna ulaşmak isteyen insanlar var. Bu insanlar kendi aramızda ve yabancılar arasında da varlar.
Fakat bu insanlar kaynak bulamıyor, uğraşsa bile bir bilgi kirliğin içinde yüzmesi gerekiyor. Fikrimce, herkesin araştırmacılığa bir uzmanlıkla yaklaşmasını beklememiz gerçekçi değildir.
O yüzden, tarafımızca bakış açımızı merak edene biçilmiş bir araştırma sunmak yerinde bir çözümdür.
Oysaki bu ufak çaplı çalışmalar dünyayı değiştirmeyecek, kimi insan gözardı edecek ve inkâr edileceğinin bilincindeyim.
Bu insanlar hatrına, derlemelerin en azından biraz faydası oluyorsa yaptığım çalışmalardan memnuniyet duyarım.
Ama bir-iki kişiye bile olsa, duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek ve anlayış gösterilmek insanı rahatlatabiliyor ve çözüme odaklanmasını sağlıyor.
Bunun sonucunuda gördüm:
The Big Picture: Media propaganda and Historic details


Neticesinde, size şu soruları yöneltmek istiyorum:
Sizce başka ne konular üzerinde çalışma yapılabilir?
Sizce kendimizi izah edemediğimiz konular nelerdir?
Ve sizce karşı tarafın/yabancıların anlamakta güçlük çektiği konular nelerdir?

Özetçe, eksik kaldığımız anlatamadığımız konular nelerdir tam olarak? Sizin karşılaştığınız güçlükler nelerdir?

Sevgiler
submitted by Xanixiano to Turkey [link] [comments]


2020.03.08 12:18 emrecann150 Yoast SEO Ayarları Nasıl Yapılır? 2020 Kurulumu

[caption id="attachment_696" align="alignnone" width="397"]📷 Yoast seo ayarları nasıl yapılır[/caption]

Yoast SEO Ayarları Nasıl çalışır?

Yoast SEO WordPress SEO düşündüğünüzde, yoast aklınıza gelebilecek ilk isimlerden biridir. Yoast Yoast SEO eklentisini nasıl kuracağınızı ve ayarlarını WordPress sitenizde nasıl ayarlayabileceğinizi topladık.

Neden Yoast kullanmalısınız?

SEO uyumlu web sitenizi Optimizasyonda zaman harcamak zaman kaybı gibi görünebilir . Ancak, SEO hafife almak istediğiniz bir şey değildir.
Özellikle trafik alıyorsanız ve web sitenizde başarılı olmak istiyorsanız bunu kullanmalısınız. Çoğu web sitesi için trafik almak gerekir.
Yoast'ın ekibi SEO için çok çalıştı. Eklenti son derece geniştir ve birçok özelleştirme seçeneği sunar.
Şu anda harici bir SEO kampanyası kullanıyorsanız, çabalarınızdan en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız web siteniz tamamen optimize edilmelidir. YOAST SEO, kısa bir süre içinde (ve minimum teknik bilgi ile) oraya götürecek harika bir tamamlayıcıdır.

En son SEO özellikleri

Bu eklentiyi yüklemeden ve optimize etmeden önce, bazı özelliklerini açıklayalım.
XML site haritası oluşturabilme
Düzenlenebilir htaccess ve robots.txt dosyaları
Permalink web sitesi kontrolü
Diğer SEO eklentilerinden ayarları ve verileri alma yetkisi seçeneği
Gönderi ve meta ayarlarınızı gönderi ve sayfaya bağlı olarak değiştirebilirsiniz
Google arama ekranını önizleme
Web sitenizin belirli bölümlerini dizine ekleme veya dizine ekleme özelliği
Google Web Yöneticisi Araçları'nı inceleyin ve bağlantı verin
Anahtar kelime optimizasyonu ile ilgili yardım
Ayarları kendi web sitenizde düzenlemeye başladığınızda, bu eklentinin size sunabileceği birkaç güçlü özellik sunduğunu göreceksiniz.
Yukarıda belirtilen özelliklere ek olarak, eklentinin premium sürümü, SEO hakkında ciddi endişe duyanlar için daha fazla uzantı ve ek araçlar sunar. Bazılarına bir göz atalım:
Eklentilerle ilgili tüm soruları yanıtlayan özel bir destek ekibi.
Yapılandırmaları ve rotaları yönetmek için entegre bir yönlendirme yöneticisi.
İşleri basitleştirmek için, eklentinin ücretsiz sürümünü kullanırken web sitenizi optimize etmeye odaklanıyoruz.
1. Genel ayarlar
[caption id="attachment_669" align="alignnone" width="297"]📷 Yoast SEO Genel ayarları[/caption]
Genel ayarlarınıza erişmek için yoast> SEO >> Pano'ya gidin. Ardından, üstteki "Genel" sekmesini tıklayın. Burada eklentiyi inceleyebilir, eklentilerde yapılan önemli Değişiklikleri görebilir ve fabrika varsayılan ayarlarına dönebilirsiniz (kaldırmak istediğiniz bazı değişiklikler yaptıysanız).
2.Bilgileriniz
[caption id="attachment_670" align="alignnone" width="297"]📷 Yoast SEO Bilgi[/caption]
"Bilgileriniz" sekmesinde web sitenizin adını ayarlayabilir ve hatta web siteniz için alternatif bir ad da sağlayabilirsiniz. Arama motorunuzda Google Infographic'nın varlığını iyileştirmek için bir şirket veya kişi de ekleyebilirsiniz.
Bu, arama sonuçlarının sağında veya normal arama sonuçlarının üstünde görünen yeni bir Google özelliğidir. Doğru optimizasyon ile, bu web sitenize ek trafik için harika bir kaynak olabilir.
3.Web Yöneticisi Araçları
[caption id="attachment_671" align="alignnone" width="300"]📷 YOAST SEO Webmaster Araçları[/caption]
Şu anda Google web yöneticileri veya yukarıda listelenen araçlardan birini kullanıyorsanız, hesaplarınızı buraya bağlayabilirsiniz. Çeşitli arama motorlarında web sitenizin performansı hakkında analitik veri ve bilgi sağlamak için bu araçları kullanabilirsiniz.
4.Güvenlik
[caption id="attachment_672" align="alignnone" width="300"]📷 YOAST SEO Güvenlik[/caption]
Blogları birden çok yazarla çalıştırırsanız, yayın kişiselleştirmesine erişimi kısıtlayabilirsiniz. Bu ayarı etkinleştirerek, yalnızca yönetici erişimi olan kişiler yönlendirmeleri, standart URL'leri ve diğer Nodex ayarlarını ayarlayabilir.
5.Başlık ve metaoptimizasyon
[caption id="attachment_673" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO başlık[/caption]
Optimize etmek istediğiniz bir sonraki bölüm, web sitenizin başlıkları ve hedef alanıdır. Burada belirtilen ayarlar, arama motorlarında görüntülendiğinde web sitenizin ve yayınlarının görünümünü etkiler. Bu yapılandırma, arama motorlarındaki tıklama oranlarını optimize etmek için çok önemlidir. Bu ayarı yapmak için yoast> altyazılar ve meta veriler'e gidin.
Ana ekranda, eklentinin başlığı yeniden yazıp yazmayacağını etkinleştirebilirsiniz. Eklenti genellikle yeni yazılan başlıkların zorlanıp zorlanmayacağını otomatik Bu ayarı yapmak genellikle gerekli değildir
Etkili Analiz bölümünün açılması çok faydalı olabilir. Bu, blog yayınlarınızın okunabilirliğini artırmak için oluşturduğunuz her blog gönderisinin veya sayfasının sonunda öneriler sağlar.
6.Anasayfa
[caption id="attachment_674" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Anasayfa ayarları[/caption]
'Başlık Şablonu:' seçeneğini yukarıdaki resimde gösterildiği gibi yapılandırmanızı öneririz. Bu, Başlığınızı optimize edin ve başlığınızı arayın motorlarında daha erişilebilir hale getirmek için daha fazla alan sunar. Ana sayfanız arama motorlarındayken görünen meta açıklamalarınızı da yapılandırabilirsiniz.
7.Yayın türleri
[caption id="attachment_675" align="alignnone" width="294"]📷 Yoast SEO yayın türleri[/caption]
"Yayın türleri" bölümünde, yayınlarınızın ve sayfa başlıklarınızın arama sonuçlarında nasıl göründüğü belirleyebilirsiniz. "Başlık şablonlarınızı" resimdeki bilgilerle eşleşecek şekilde uyarlamanızı öneririz. Onay kutusundaki diğer ayarlar değişmeden kalabilir.
Yayın başlıklarını ayarlarken, POST başlığınızı ve ardından site adınızı kullanmanız önerilir. Başlık sadece yer kaplıyor ve potansiyel ziyaretçiler rahatsız edici.
8.taksonomiler
[caption id="attachment_676" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Taksonomiler[/caption]
WordPress zaten bazı standart sınıflandırmalar oluşturuyor. Yani normalde artık yaratmak zorunda değilsiniz. Bu bölümler için geçerli başlık formatı iyi olmalıdır.
Ancak, "Kategoriler" ve "Etiketler" bölümlerini "noindex" Değiştirmenizi öneririz. Bu, Google'ın bu sayfaları aramasıdır. sonuçlarında dizine eklemesini önler, çünkü genellikle ziyaretçilerine çok fazla değer katmazlar.
9.arşiv
[caption id="attachment_677" align="alignnone" width="256"]📷 Yoast SEO arşiv[/caption]
Bu bölümde, etkinleştirmek isterseniz arşiv sayfalarınız için görüntülenen başlıkları tanımlayabilirsiniz. WordPress tarafından oluşturulan farklı dosya türlerini fark edeceksiniz: yazar dosyaları, geçmiş dosyaları, özel sayfalar ve 404 sayfa.
Yinelenen içerik olasılığını azaltmak için yazarın dosyalarını "Devre dışı ve dizinsiz" olarak ayarlamanızı öneririz.
diğerleri
[caption id="attachment_678" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO diger ayarlar[/caption]
"Başlık ve meta" bölümünün son sekmesinde, değiştirebileceğiniz bazı ayarlar bulacaksınız. Yukarıdaki resimde gösterildiği gibi, tüm bu ayarların devre dışı bırakılması arama sonuçlarını ortadan kaldırabilir ve yayının başlığını zorlaştıran gereksiz öğeleri önleyebilir.
10.Sosyal
Sosyal ağlar gelecekte arama motoru optimizasyonunda daha da önemli bir rol oynayacak. Yoast, neredeyse tüm sosyal medya platformlarına mükemmel bir şekilde entegre edilmiştir. Ana ekranda, aktif olduğunuz sosyal ağlar için profil URL'lerinizi girebilirsiniz.
[caption id="attachment_679" align="alignnone" width="295"]📷 Yoast SEO Sosyal[/caption]
11.Facebook
[caption id="attachment_680" align="alignnone" width="295"]📷 Yoast SEO Facebook ayarları[/caption]
Facebook açık grafik meta verilerinizi Facebook sekmesinde yapılandırabilirsiniz. Bu şekilde, WordPress editöründe Facebook için yayın ayarlamak için daha fazla seçeneğiniz olur. Bir Facebook Facebook sayfanız varsa, daha fazla trafik bilgisi almak için Facebook yöneticinizi bile ekleyebilirsiniz.
12.twiter
[caption id="attachment_681" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO twitter ayarları[/caption]
Twitter Ayarları sekmesinde, bir yayını paylaşırken Twitter kartının nasıl görünmesini istediğinizi değiştirebilirsiniz. "Özetli Büyük Resim" seçildiğinde, dönüşüm genellikle bir başlıktan çok daha iyi olur.
13.pinterest
[caption id="attachment_682" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO pinterest ayarları[/caption]
Pinterest, Facebook ile aynı net grafik meta Pinterest'te çalışmak için Facebook Meta verilerini kullanma verilerinin etkinleştirilmesi gerekir. Ardından, sitenizi pinterest ile onaylamanız gerekir ve tamamen hazır olacaksınız.
14.Google+
[caption id="attachment_683" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Google +ayarları[/caption]
Bir Google+ şirket sayfanız varsa, bu profile buradan bağlantı verebilirsiniz. Daha sonra web sitenizin URL'sini Google+ profilinizin bilgi sayfasına ekleyebilirsiniz.
15.XML site haritaları
[caption id="attachment_684" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO XML Site Haritaları[/caption]
XML site haritaları, Google ve diğer arama motorlarının içeriklerini daha etkili bir şekilde indeksleme konusunda yardımcı olur. Her ne motoru robotlarının web sitenizi izlemek ve web sitenizi ne zaman güncellediğinizi görmek için kullanabileceği bir kart olarak düşünün.
XML site haritanızın ilk ekranda etkin olduğundan emin olun. Ardından, "Site Haritası" kutusunu tıklayıp bu bağlantıyı Google Web Yöneticisi Araçları hesabınıza kopyalayın yapıştırmanız gerekir. Bu, veriyi iki platform arasında paylaşacak şekilde ikisini birbirine bağlar.
16.Kullanıcı Site Haritası
[caption id="attachment_685" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Kullanıcı Haritası[/caption]
Çok etkin yazarı olan birkaç yazar blogunuz varsa, yazara özgü site haritaları oluşturabilirsiniz. Ancak bunun gereksiz olduğuna inanıyoruz ve bu seçeneği devre dışı bırakabilirsiniz.
17.Yayın türleri
Bu bölümde, site haritanızın ne tür yayınlar içermesini istediğinizi seçebilirsiniz. Yukarıda seçilen ayarları yansıtmanızı öneririz. Çoğu durumda, sitenizin ortamlarından birinin site haritanızda görünmesi mantıklı değildir.
18.Yayınlar hariç
[caption id="attachment_686" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Hariç Tutulan Mesaj ayarları[/caption]
Site haritanıza dahil etmek istemediğinizi bildiğiniz belirli yayınlarınız varsa ve Google'ı izliyorsanız, yayınların kimliklerini kutuya yerleştirin. Otomatik olarak görünmezlerse, eklenti içeren yayın kimliklerini etkinleştirmeniz gerekebilir; B. kimlikleri keşfetmek. Kimlikler WordPress panelinizin "Tüm yayınlar" sekmesinde görünür.
19.taksonomiler
[caption id="attachment_687" align="alignnone" width="290"]📷 Yoast SEO Taksonomiler[/caption]
Son bölümde, site haritanıza belirli kategoriler veya etiketler eklemek isteyip istemediğinize karar verebilirsiniz. Site haritanıza bir kategori veya etiket eklememeye karar veriyoruz, ancak bu web sitenizin genel yapısına bağlıdır.
20.Genişletilmiş
Yoast SEO gelişmiş ayarları, SEO çabalarınızı bir sonraki seviyeye taşımanıza yardımcı olur. Bu ayarlar çok basit, ancak siteniz için çok yararlı olabilir. Gelişmiş Ayarlar sekmesinde kırıntıları, kalıcı bağlantıları ve RSS'leri değiştirebilirsiniz.
21.Kırıntılar
[caption id="attachment_688" align="alignnone" width="287"]📷 Yoast SEO Kırıntı ayarları[/caption]
Ekmek kırıntıları, kullanıcının istenen sayfaya nasıl ulaştığını gösterir. Örneğin, Ana Sayfa> Blog >> Talimatlar.
Arama sonuçlarınızın görünümünü netleştirmenize ve arama motorlarına web sitenizin yapısı hakkında daha iyi bir fikir vermenize yardımcı olabilirler.
22.Kalıcı bağlantılar
[caption id="attachment_689" align="alignnone" width="270"]📷 Yoast SEO Kalıcı baglantı ayarları[/caption]
Kalıcı bağlantılarınızı ayarlamak, SEO uyumlu bir URL'nin önemli bir özelliğidir. Mevcut kalıcı bağlantı yapınızı oluşturabileceğiniz yapılandırma. Bu yüzden onları değiştirdiğinizden emin olun.
Aksi takdirde, en son optimizasyona devam etmeden önce aşağıdaki adımları uygulayın. Ayarlar> Kalıcı bağlantılar bölümüne gidin ve ayarlarınızı "E-posta adı" olarak değiştirin. Bu iş için çok daha iyi bir temel sağlar.
Ardından, yukarıdaki resimde gösterilen kalıcı bağlantı ayarlarını kullanmanızı öneririz.
23.RSS yayını
[caption id="attachment_690" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Rss ayarları[/caption]
RSS feed ayarlarında tüm blog yayınlarınıza bir bağlantı eklenir. İçeriğiniz çalınırsa, okuyucular ve arama Motorlar orijinal içerik kaynağı olduğunuzu bilir
Yukarıdaki resimde gösterilen orijinal yapılandırmaya benzemesi gerekir veya aşağıdaki değerleri kullanarak ek bağlantı öğeleri ekleyebilirsiniz.
24.araçlar
[caption id="attachment_691" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Araçlar[/caption]
Bu YOAST SEO'nun bir başka yararlı özelliğidir. Kitle düzenleyicisini, hem yayın başlığını hem de yayının yorumlarını toplu olarak düzenlemek için kullanabilirsiniz. Ancak, SEO'nuza zarar verebileceklerinden yinelenen yorumlar oluşturmamaya dikkat edin.
Robots.txt ve .htaccess dosyalarınızdaki bilgileri değiştirmek için dosya düzenleyicisini kullanabilirsiniz. Ancak, ne yaptığını gerçekten bilmiyorsan düzenlemenizi önermiyoruz. Bu dosyaların değiştirilmesi web sitenizi arama motorları için okunaksız hale getirebilir.
Son olarak, en son sürümüne gitmeden önce kullanıyorsanız, yapılandırmanızı diğer SEO eklentilerinden almak için içe ve dışa aktarma işlevini kullanabilirsiniz. Her ihtimale karşı kaydetmek isteseniz bile Yoast'ın ayarlarının bir yedek kopyasını oluşturabilirsiniz.
25.Arama Konsolu
[caption id="attachment_692" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Arama konsolu ayarları[/caption]
Arama konsolu web sitenizi Google Web Yöneticisi Araçları hesabınıza bağlar. Önce sitenizi Google Web Yöneticisi Araçları hesabınıza eklemeniz gerekir, ardından ikisini bağlamak için yetkilendirme kodunu girebilirsiniz.
"Google yetkilendirme kodunu al" ı tıklayın. Kodu alabileceğiniz bir pencereye yönlendirileceksiniz. Sonra kodu kopyalayın ve kutuya yapıştırın.
Bu size daha iyi izleme bilgisi ve oluşabilecek izleme hatalarının daha iyi izlenmesini sağlayacaktır. Bu hataları fark ettiğiniz anda düzeltmeniz önemlidir.
Bu eklentinin premium bir sürümü varsa, ek işlevlerin ayarlanması gerekir. Ancak, bu eklentinin ücretsiz sürümünün çoğu yeni başlayan ve ileri düzey web sitesi sahipleri için fazlasıyla yeterli olabileceğine inanıyoruz.
26.İçeriğinizi optimize edin
YOAST SEO, sayfa başına yazma ve optimize etme konusunda elbette bir konudur. Tüm temel ayarları yaptıktan sonra, her sayfayı optimize etmek ve yayınlamak istiyorsunuz. Bu arada, SEO size mükemmel bir şekilde yardımcı olur.
27.Snippet Editörü
[caption id="attachment_693" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Snippet ayarları[/caption]
Parçacık düzenleyicisi ile arama motorlarında görüntülenen tüm yayınlama bilgilerini düzenleyebilirsiniz. Hem okuyucular hem de arama motoru robotları İçin optimize edebilirsiniz. Analiz aracı, SEO dostu başlık , sülükler ve bir meta açıklama sağlamayı kolaylaştırır.
Makalenizi oluştururken, yeşilin iyi olduğunu unutmayın.
28.Odak anahtar kelimesi
[caption id="attachment_694" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Odak Anahtar sözcügü[/caption]
Anahtar Kelimeler ve Analiz bölümlerinde, seçilen anahtar kelimeyi girebilir ve optimizasyon çabalarınızı mevcut en iyi uygulamalarla nasıl karşılaştırabileceğinizi görebilirsiniz. Daha fazla yeşil, daha iyi analiz anlamına gelir.
okunabilmesi
[caption id="attachment_695" align="alignnone" width="344"]📷 Yoast SEO Okunabilirliği[/caption]
Bir sonraki sekmede de okunabilirlik ile ilgili bir bölüm vardır. Bu, okuyucuların yayınınızı sindirmesinin ne kadar kolay olduğunu gösterir. Kolay okunur içerik kullanıcı deneyimini geliştirir. Bu, web sitesinde daha fazla zaman harcayarak ve hemen çıkma oranlarınızı azaltarak sıralamanızı yükseltebilir.
29.Kategorilerinizi optimize edin
Son olarak, belirli anahtar kelimeleri kullanarak kategorinizin sayfalarını daha da optimize edebilirsiniz. Bu eğiticiyi izlediyseniz, kategoriler için zaten temel bir sayfa optimizasyonu gerçekleştirdiniz. Ancak, gençler için SEO çerçevesini optimize ederek bunları daha da geliştirebilirsiniz.
İşlem, önceki makalelerin ve sayfaların işlemine çok benzer. SEO başlığınızı, sülük ve meta açıklamanızı optimize ettiğinizden emin olun. Ayrıca, anahtar kelime analizini hedeflemeyi durdurun ve mümkün olduğunca çok sayıda yeşil daire elde etmeye çalışın.
Her sayfada seçtiğiniz ayarlar seçtiğiniz en genel ayarları geçersiz kılar. Yerel SEO çabalarını bir sonraki seviyeye taşıyarak, daha yüksek düzeyde özelleştirme ve anahtar kelime optimizasyonu sunar.
Diğer makalelerimizi okumak için buraya tıklayın.

https://tarzinburda.com/
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.02.15 00:34 karanotlar Lysander Spooner’in Toplumsal Sözleşme Eleştirisi – STEVE J. SHONE – 1

Lysander Spooner’in Toplumsal Sözleşme Eleştirisi – STEVE J. SHONE – 1

https://preview.redd.it/ct98mp1b5zg41.jpg?width=741&format=pjpg&auto=webp&s=62ef422651ed121bad8829ba081e7450381d4b51
Lysender Spooner’in yazılarında toplumsal sözleşme teorisinin kifayetsizliği yinelenen bir temadır. Bu yetersizlik onu ABD anayasasını özel bir reddedişi yanında genel olarak iktidarın geniş ve yaratıcı bir eleştirisine götürmüştür. Önde gelen bir kölelik karşıtı olması ve bir paradoks olarak Kuzey ABD’nin güney üzerinde iktidarının getirdiği dayatmalardan memnuniyetsizlik otoritesi için zorunlu bir şart olan rızaya dayanan iktidar için çalışmanın nihayetinde imkansız olduğuna onu ikna etti. Spooner’e göre meşru bir iktidar hem pratik ve hem de doğal olarak savunulamazdır.
Amerikalı anarşist ve köleliğin kaldırılması taraftarı olan Lysander Spooner (1808-1887) son yıllarda jürinin lağvedilmesi kavramına dair ilgisinden dolayı bazı dikkatleri yeniden üzerine çekmişti.[i] Aksi halde esasen unutulmuş kalacaktı. Hayat dolu ve original bir düşünürü tanıma fırsatından pek çok araştırmacının mahrum kalacağı bir gerçektir bu. Bu yazıda politik zorunluluk olarak Spooner’ın yazılarını hedef aldım yani politik teorinin tarihi boyunca iktidara itaat etmenin meşruiyetini sorgulanmasında özellikle liberal ve anarşistleri dikkate aldım.[ii] Spooner’ın toplumsal sözleşme teorisine dair memnuniyetsizliğini, bu anlamda David Hume ve Spooner’ın fikirleri arasında benzerlik ve farklılıkları ve Spooner’in ABD iktidarına yaptırımın imkansız olduğu şeklindeki nihai olarak vardığı sonucu açıkladım.
Spooner köleliğe son derece karşıt olan biriydi ve John Brown’ın sırdaşı ve dostuydu. Brown’un federal iktidarın Harper’s Ferry silah deposuna 1859 yılında yapmış olduğu başarısız saldırıya dair önceden bilgi sahibi olmalıydı ve hatta Brown’ın hayatını bağışlaması için Virginia valise Henry A. Wise’dan talepten bulunmuştu
Spooner’in yayınları bazıları oldukça uzun olan monograflar olarak görünür. Örneğin, Unconstitutionality of Slavery (Köleliğin Anayasaya Aykırılığı) 294 sayfa, The Law of Intellectual Property (Entelektüel Mülkiyet Yasası) 240 ve Trial By Jury (Jüri tarafından Yargılanma) 224 sayfadır. Diğerleri izafen daha kısadır. Bugün Spooner tarafından yazılmış olan herşey editi Charles Shively tarafından yapılmış olan altı ciltlik The Collected Works of Lysander Spooner’da (Spooner 1971). (Lysander Spooner’in Toplu Çalışmaları) bulunabilir. En dikkate değer istisna 1977’de yeniden yayınlanıncaya kadar çok fazla bilinmeyen Smith’in (1992, xvii)’da belirttiği gibi Vices Are Not Crimes’dır (Kötü Alışkanlıklar Suç Değildir). Bu makaledeki refernaslar – Vices Are Not Crimes hariç – The Lysander Spooner Reader (Spooner 1992)’da ve The Collected Works’da (Toplu Çalışmalar) içerilmektedir.
Spooner köleliğe son derece karşı biriydi ve John Brown’ın sırdaşı ve dostuydu. Brown’un federal iktidarın Harper’s Ferry silah deposuna 1859 yılında yapmış olduğu başarısız saldırısına dair önceden bilgi sahibi olmalıydı ve hatta Brown’ın hayatını bağışlamasını Virginia valise Henry A. Wise’dan talepten etmişti.[iii] Herhalükarda ABD İçsavaşına gelince Spooner, Kuzey’in kendi istediklerini haksız bir şekilde Güney’e yüklediğine inanmaktadı. Onun bakışaçısının benzersiz olduğu söylenmelidir. Zamanla ABD iktidarının değeri ve meşruiyetine dair daha da şüpheci olmuştur. Spooner, The Unconstitutionality of Slavery (Köleliğin Anayasaya Aykırılığı) gibi erken dönem yazılarında ABD Yüksek Mahkemesi’nin (Supreme Court) köleliği tamamen yasaklamasını ya da Kongrenin onu yasadışı kılmasını tartışmıştır. Anayasa’nın destekleyicisi değildir fakat değiştirilinceye ya da yerine yeni bir anayasa konuncaya kadar riayet edilmelidir, düşüncesinde olmuştur. Fakat bakış açısı gitgide değişti. Son dönem çalışmalarından olan, köleliğin son bulmasından sonra yazılan No Treason (İhanet Yok) gibi seri çalışmasında iktidara karşı ağzına geleni söylemeye devam etmiştir. Onun insanların rızasının aksine uygulama içinde olduğunu düşünmekteydi ve daha çok ABD’nin politik sistemine yoğunlaşarak ve ikna edici bir şekilde tartışarak iktidar ve rızanın uyuşmayacağını, ABD iktidarının meşru olamayacağını ve ABD Anayasası’nın yalan olduğunu düşünüyordu.
Alexander (1950, 212, fn 52) garip bir sıra düzenine sahip olan No Treason’ların sadece I, II ve VI numaralı olanlarının bulunabildiğini bildirir. Diğer bölümlerinin hiç var olmadığı büyük olasılıktır. Spooner 1871 yılında yazdığı bir mektupta sadece bu üç tanesinin “yayınlanmış varolan nüshalar” olduğunu yazar.[iv] İlk iki bölüm 1867’de yayınlanmış ve VI. Bölüm 1870’de ortaya çıkmıştı. Spooner bunlarda bu makalenin konusu olan rıza ile iktidar etmenin anlamını araştırır.
İktidar güç vasıtasıyla değil çoğulculuk (çoğunluğun rızası ile) yoluyla meşruiyet kazanabilir
Spooner’in No Treason’un ilk bölümünde halletme teşebbüsünde bulunduğu ilk konu çoğunluğun zorbalığı olarak düşündüğü çoğunluk iktidarı konusudur. Kitlelerin arzularını anlamanın bir yolu güç açısından olmalıdır. Herhalükarda, rızaya dayalı iktidar, der, sadece ‘en güçlü partinin rızası’ anlamına gelmemelidir. (Spooner 1867a, 6). Dünya üstündeki tüm zorbalar bu denemeyle karşılaştırılabilir. Şu bilindik bir başlangıç noktasıdır: örneğin Troçki’nin vardığı hüküm olan ‘her devletin güç üstüne kurulduğu’nu, önemli Alman sosyoloğu Max Weber’in (1970, 78) iktidarı ‘fiziki gücü meşru kullanma tekeli’ne sahip olan kuruluş tanımlamasına vardığı hükümleri reddetmek. Meşruiyetin koşuluna ekler yapmak tanımlamayı büyük ölçüde güçlendirmiş görülür. Ve meşruiyet nasıl elde edilir? Belki de bu günlerde ve çağda bir seçimi kazanarak. Bundan dolayı Spooner’in rıza ile iktidardan kastettiği şeyi düşünmeye yaklaştık. O rıza ile hükmetmekten ‘en fazla olan tarafın rızası” anlamına gelmediğini anlatmak için oldukça emek sarf eder (Spooner 1867a, 7). Elbetteki pek çok insan için çoğunluğun yönetimi -güçten ziyade sayı ile tasavvur edilmiştir – demokrasi demektir. Fakat azınlıkların da yetkilerinin olduğunu söyler Spooner. Kadınlar ve erkeklerin – bir seçimi kazanmış olmalarından dolayı – bir grup ya da kişi tarafından ortadan kaldırılamayacak ‘doğal hakları’ vardır. Bu bir gaspın ‘kendine haydut diyen biri tarafından… ya da kendine iktidar diyen milyonlara bakılmaksızın uygulanabilir (7). Amerika Devrimi, herşeyden sonra, azınlığın (sömürgede yaşayanların) çoğunluğun (Britanya İmparatorluğu) kontrolünden iktidarı geri alması durumudur. Eğer bunun meşruiyeti var ise pek çok Amerikalının inandığı gibi bugün azınlıkların özgürlüğü aynı şekilde meşrudur.
Şimdi politik zorunluluğun merkezi konusu üzerine odaklanırken Spooner ABD iktidarının yönetirken otoritesinin ne olduğunu sorar. Yönetim için bir ulusun hakkının sadece rızaya dayalı olarak kurulabileceğine karar verir. İktidar güç vasıtasıyla değil çoğulculuk (çoğunluğun rızası ile) yoluyla meşruiyet kazanabilir (9-10). Bundan dolayı meşru bir iktidar “vergi ya da kişisel hizmetle her bireyin katkıda bulunması gereken bağımsız, bireysel rızası ile iktidar desteklemesine” ihtiyaç duyar. Bunun hepsinin, ya da hiçbirinin, uygulanması zorunludur. Bir kişinin rızası herhangi bir başkasının rızası kadar gereklidir.(11). Rıza sadece evrensel değil aynı zamanda asla farazi olmamalıdır: “Eğer bir kişi asla razı değilse ya da iktidarı desteklemek fikrinde değil ise, bu onu desteklemeyi reddettiğinden dolayı güvenini kaybettiği anlamına gelmez” (11) rızanın anlamına dair bu anlayış Bağımsızlık Deklerasyonu’nda da yer alır. Spooner burada modern yazarlardan Robert Paul Wolff’un In Defense of Anarchism (Wolff 1976) (Anarşizmin Savunusu) kitabındaki duruşuna benzer. Wolff aynı fikirde olanların doğrudan demokrasisine dayanmaksızın, yani yürürlüğe giren her yasaya her bireyin onayı olmaksızın tüm yönetim biçimlerinin yetkisiz olduğunu iddia eder:
Oy birliği karar alma yöntemlerinde oldukça açık şekilde meşru olarak düşünülüyor; diğer biçimler bu amaç ile uzlaştırma olarak sunulur ve bunun lehine iddialar oy birliğine dayanan demokrasinin otoritesinin çoğunluk yönetimi ya da temsilci kullanma zorunluluğu ile ölümcül olarak zayıflatılmış değildir. (Wolff 1976, 27)
Spooner’e göre daha az doğrudan demokrasi biçimi “ölümcül olarak zayıflatılmış” olandır. Wolff’un iddiası sezgisel, onun akademik kitabının amacı ideal demokrasinin ne olduğunu göstermeyi düşünmek iken, Spooner’in perspektifi hiç de felsefi değildir. Wolff gibi her yasayı her kişinin onaylamasının imkansız olduğunu kabul etse de (Spooner 1852, 132) yine de o, yönetmede rıza için oy birliği ve doğrudan olmaktan ısrarcıdır.
STEVE J. SHONE Department of Political Science University of Northern Iowa
Çev: Alişan Şahin
Not: Bu seri makalenin bütünü Anarchist Studies’in 15 Vol. 2 sayısında yayınlanmıştır.
[i] Jüriyi geçersiz kılma jürinin yönetmelikleri takip etmeyi reddetmesi ve beklenmedik kararlar alması durumunu açıklayan bir kavramdır. O.J. Simpson’un beraatinin ardından hemen hemen beş yüz adet konuyla ilgili bilimsel makale hukuk dergilerinde yer aldı ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde birkaç tane yazar uygulamayı takip ederek ve onaylayarak Spooner’e geri döndü. Bkz. Örneğin, Conrad 1998, Ostrowski 2001, Shone 2004.
[ii] Makalede daha sonra bir yerde işaret ettiğim gibi anarşistler kuşkucu kalmayı tercih ederken liberaller iktidarın haklı kılınabileceği sonucuna varma eğilimindedir.
[iii] Brown, John Brown’s Body adlı şarkıda anılır. Bu talep için Bkz. Lysander Spooner, “Sirkülerin yazarı” adıyla isimsiz olarak Virginia Valisi Henry A. Wise’a mektup yazar. 2 Kasım 1859, Lysander Spooner manuscripts collection, Department of Rare Books and Manuscripts, Boston Public Library.
[iv] Lysander Spooner’den Hon. B. F. Perry’e mektup 5 Mayıs 1871, Lysander Spooner manuscripts collection, Department of Rare Books and Manuscripts, Boston Public Library

https://itaatsiz.org/2020/02/09/lysander-spoonerin-toplumsal-sozlesme-elestirisi-1-steve-j-shone/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.02.15 00:13 karanotlar Lysander Spooner: Siyaset Felsefecisi, Kölecilik Karşıtı, Hukuk Kuramcısı Bir Anarşist

Lysander Spooner: Siyaset Felsefecisi, Kölecilik Karşıtı, Hukuk Kuramcısı Bir Anarşist

https://preview.redd.it/egn2qdzk1zg41.jpg?width=1000&format=pjpg&auto=webp&s=41ced6b8fb8879881318277940c01a8ace7bed9c
Lysander Spooner (19 Ocak 1808 – 14 Mayıs 1887) [1] :19. yüzyılda Amerika anarşizminin önde gelen kuramcılarından olan Spooner anti-otoriter, İşçi hareketlerinin güçlü savunucusu ve bireyci anarşistlerden biridir. Sosyalist Birinci Enternasyonal’in üyesidir. Siyasi ve ekonomik fikirlerinden dolayı Liberter Sosyalist ve ortaklaşmacı olarak bilinir. Köleciliğin kaldırılması için mücadele etmiş ve The Unconstitutionality of Slavery (Köleciliğin Anayasa Dışılığı) yazmış No Treason: The Constitution of No Authority (İhanet Yok: Otorite Olmayanın Anayasası) kitabıyla da ayrılıkçılara karşı ihanet suçlamasına muhalefetini ifade etmiştir.
Spooner’in aktivizmi Massachusett yasalarını ihlal eden kariyeriyle bir avukat olarak başlamış ve dönemin önde gelen hukukçu, politikacı ve kölecilik kaşıtı Massachusett valisi ve senatör olan John Davis’den ve daha sonra Free Soil Party’den temsilci ve senatör olan Charles Allen’den hukuk dersleri almıştır. Asla bir koleje gitmemiştir.
“Hiç kimsenin hukuk yoluyla zenginlerin fakirlerin mücadelesinden korunması gerektiğine dair korkunç bir ilkeyi savunmaya cesareti olmadığı”nı iddia etmiştir. 1836’da kanun koyucu bu sınırlamaları kaldırmıştır. O, avukatlar, doktorlar ya da herhangi biri için iş sahibi olma ve çalışmayı engelleyen ve bunun için gerekli görülen tüm lisans ve diplomalara karşı olmuştur. Bir kişinin başka biri ile iş yapmasını engelleyen profesyonel lisansların sözleşmenin doğal hakkının ihlali ettiğini savunur. Spooner adalet bilimi adını verdiği doğal hukuku savunur. Bireylere ve onların mallarına karşı vergilendirme de dahil zorbaca eylemlerin olduğu yerde suç işlenmiş olarak düşünülmelidir.
Bir serbest meslek savunuru ve iktidarın iş yaşamını düzenlemesine karşı olan Spooner, Post Office’e karşı American Letter Mail Company denen kendi işini başlatır. 1840’larda bu oldukça etkili olur.
Daha sonraları “Natural Law or the Science of Justice” (Doğal Hukuk ya da Adalat Bilimi) ve küçük bir kitap olan Trial by Jury’i (Jüri Yargısı) yazar. Trial by Jury kitapçığında özgür bir toplumda bir jüri mahkemesinin sadece davanın olgularını yönetme yetkisi olmadığını aynı zamanda görülen dava altında hukukunun meşruluğu da olduğu jüriyi geçersiz kılma (sıfırlama) doktrinini savunur. Bu doktrin, yasaya göre, yargılamanın gayrı meşru olduğunu fark etmişlerse jürinin yargılamayı reddetmesine de müsaade eder. Ayrıca onun son dönem yazılarını seri yazı halinde yayınlayan Benjamin Tucker’in Amerikalı bireyci anarşist dergisi Liberty’nin katılımcısı olmuştur ki derginin birçok sayısında editör köşesinde günlük olaylara dair yazılar yazmıştır.
O dönemde dünyanın yakında sona ereceğine inanan ve bundan dolayı çalışmayı durduran Millercileri[2] desteklemiştir. Bir süre sonra bunlar serserilik suçlamasıyla tutuklanmışlardır.
Anarşist George Woodcock, Spooner’in denemelerini Amerikalı anarşist Josiah Warren’in, Pierre-Joseph Proudhon’un fikirlerinin “etkili bir detaylandırılması” olarak görür ve onun çalışmalarını Amerikalı bireyci anarşist Stephen Pearl Andrews’in çalışmalarıyla ilişkilendirir.
Bireyci bir anarşist olarak Spooner sanayi öncesi yaşamın küçük cemaat yapılarını ve küçük mülk sahiplerini, merkezi hükümet sistemine bağlı olma zorunluluğu olmayan ortak bir dürüstlükle mallarına ve mutluluğa sahip olarak tanımlar. Büyüyen iktidarların bireyin rolünü elinden alarak itaat talep ettiklerini ve sanal köleler yarattığını farketmektedir. İktidara yasa yapması ve uygulaması için izin vermekle Amerikalıların “özgürlüklerini çekinmeden iktidara teslim ettiklerini” ileri sürer.
No Treason’da Anayasa’nın ne bir sözleşme ne de vatandaşları bağlayan bir metin olduğunu iddia eder. Ulusal Kongrenin feshedilmesini ve vatandaşlara kendi kaderlerini kendilerinin belirlediği, kendilerinin kendilerini idare etmesine müsaade edilmesini söyler.
Spooner kendi işinin sahibi olmayı tamamen kendi emeğinden faydalanmak ve onu işverenle paylaşmamaktan dolayı insanlar için karlı olduğuna inanır.
Onun yazıları Amerika’da sol-liberter ve sağ-liberter politik teorinin gelişmesine katkı sağlamıştır. Yazıları aynı zamanda Avusturya Okulu’nun ekonomisti Murray Rothbard ve sağ-liberter hukuk profesörü ve hukuk teorisyeni Randy Barnett üzerinde etkili olmuştur. Bu etkiyi tanırken (Anarşist Sıkça Sorulan Sorular) An Anarchist FAQ onun anarko-kapitalizmin habercisi fikrine karşıdır. Onun “özgür bir toplumun temelde anti-kapitalist olduğu görüşüne sahip olduğunu” ve “kapitalizme sıkı şekilde karşı olduğunu ve sol-liberter” olduğunu söyler. Iain Mac Saorsa, Spooner’in “anti-kapitalist, toplumu kapitalistlerin ve ücretli köleliğin olduğu bir toplum değil, zanaatçılar ve yardımlaşan işçiler ve kendi çiftliğine sahip çiftçilerin toplumu olarak” düşündüğünü iddia eder. O “ücretli işçiliğe karşıdır. Toplumsal ilişkilerin sermaye tarafından tahrip edildiğini” iddia eder.
Eserleri:
“The Deist’s Immortality, and An Essay on Man’s Accountability for His Belief” (1834) “The Deist’s Reply to the Alleged Supernatural Evidences of Christianity” (1836) “Constitutional Law, Relative to Credit, Currency, and Banking” (1843) “The Unconstitutionality of the Laws of Congress, Prohibiting Private Mails” (1844) The Unconstitutionality of Slavery (1845) “Poverty: Its Illegal Causes, and Legal Cure” (1846) “Illegality of the Trial of John W. Webster” (1850) “An Essay on Trial by Jury” (1852) “The Law of Intellectual Property” (1855) “A Plan for the Abolition of Slavery, and To the Non-Slaveholders of the South” (1858) “Address of the Free Constitutionalists to the People of the United States” (1860) “A New System of Paper Currency” (1861) “A Letter to Charles Sumner” (1864) “Considerations for Bankers, and Holders of United States Bonds” (1864) No Treason No. I (1870) No Treason No. II: The Constitution (1870) No Treason: The Constitution of No Authority (1870) “Forced Consent” (1873) “Vices Are Not Crimes: A Vindication of Moral Liberty” (1875) “Our Financiers: Their Ignorance, Usurpations and Frauds” (1877) “Gold and Silver as Standards of Value: The Flagrant Cheat in Regard to Them” (1878) “Natural Law, or the Science of Justice” (1882) “A Letter to Thomas F. Bayard” (1882) “A Letter to Scientists and Inventors, on the Science of Justice” (1884) “A Letter to Grover Cleveland, on His False Inaugural Address, the Usurpations and Crimes of Lawmakers and Judges, and the Consequent Poverty, Ignorance, and Servitude of the People” (1886) “Two Treatises on Competitive Currency and Banking”
Yazıyı Türkçeleştiren: A. Şahin
Not: Bu tanıtımın itaatsiz.org’da yer almasına neden Spooner hakkında yazılmış ve Türkçeye çevirdiğimiz 6 bölümden oluşacak bir makalenin yayınlanmaya hazırlanmasıdır. Spooner’in Bu topraklarda yaşayan anarşist ve anti-otoriterlerce pek tanınmadığını düşündüğümüzden böyle bir kısa tanıtım hazırlamayı uygun bulduk. Yayınlayacağımız makale Anarchist Studies’in 15. Sayısında yayınlanmış olan ve STEVE J. SHONE tarafından yazılan “Lysander Spooner’in Toplumsal Sözleşme Eleştirisi” başlığını taşıyor.
[1] Bu makaledeki bilgilerin hemen hemen hepsi Wikipedia’dan alınmıştır. https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTHlzYW5kZXJfU3Bvb25lcg.
[2] Zamanında William Miller’in hesaplamalarını takip eden kişi ya da onun takipçilerine Millerciler deniyor. Bunlar Dünya’nın 22 Kasım 1844’de sona ereceğini düşünüyorlarmış fakat bu olmamış!

https://itaatsiz.org/2020/01/22/lysander-spooner-siyaset-felsefecisi-kolecilik-karsiti-hukuk-kuramcisi-bir-anarsist/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.01.10 14:07 cocukparasi Çocuk Parası Başvurusu 2020

Bu sayfadan 2020 yılında çocuk parası başvurusu nasıl yapılır, çocuk parası nedir, kaç yaşına kadar verilir, e-devlet üzerinden başvuru yapılır mı gibi sorulara yanıt arayacağız. Aşağıdaki bilgiler ile siz de doğum yardımı, yani çocuk parası başvurunuzu yapabilir ve siz de paranızı alabilirsiniz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çocuk parası başvurusu yapmak isteyen aileler için araştırmamızı yaparak bu konumuzu hazırladık. İşte başlıklar halinde başvuru yol haritası ile çocuk parası hakkında merak edilenler. 2020 yılında çocuk yardımı parası almak istiyorsanız siz de bu sayfamızda yer alan rehber niteliği taşıyan bilgileri inceleyebilir ve nereden başvuru yapıldığını öğrenerek hemen paranızı alabilirsiniz. Bu sayfadaki bilgileri inceleyerek siz de çocuk parası başvurusunun nasıl yapıldığını, hangi belgelerin gerektiğini, çocuk parasının ne kadar olduğunu, ne zaman yattığını, sorgulama işleminin nasıl yapıldığını ve çocuk parası ile ilgili aklınıza takılan tüm detayları öğrenebilirsiniz.
Çocuk Parası Başvurusu 2020
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından doğum yapan annelere verilen bir sosyal yardımlaşma türüdür. Bu yardım türü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) tarafından yürütülmektedir. Bu vakıf kaymakamlıklara bağlıdır. TC. Vatandaşı olan tüm anneler doğum yardımı parasını alabilir. Bu yardımdan yararlanmanız için başvuru yapmanız gerekmektedir. Siz de çocuğunuzun kimliği çıktıktan sonra anne ve çocuğunuzun kimliğiyle beraber Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü'ne çocuk yardımı başvurunuzu (doğum yardımı) yapabilir ve PTT hesabınıza paranız yattıktan sonra kimliğinizle PTT şubelerinden paranızı çekebilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti devleti 0- 8 yaş arası çocukların eğitimi, beslenmesi ve çeşitli giderleri için ailelere yardım etmektedir. Devletimiz her çocuk için belirli bir oranda maddi destek vermektedir. Çocuk parası başvurusu, yeni doğum yapmış ailelerin en çok merak ettiği konulardan. Yazımızın devamını okuyarak çocuk parası için, nereye başvuru yapmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz.
Çocuk Parası Başvurusu Nereye ve Nasıl Yapılır?
İlinizde bulunan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il Müdürlüğü'ne bizzat giderek başvurunuzu yapabilirsiniz. Bir dilekçe doldurduktan sonra kimlik belgenizle beraber başvurunuzu tamamlayabilir ve paranın yatmasını bekleyebilirsiniz.
Çocuk Parası Başvurusu İçin Gerekli Belgeler
Çocuk Parası Nedir?
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından verilen çocuk parası, yeni doğan her çocuğa verilen yardım ve geri ödemesiz bir paradır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan tüm annelere koşul aranmaksızın başvuru yaptığı takdirde bu para verilir. Bu yardım parası, SSK’lı olarak çalışan annelere verilen süt parasından ayrıdır ve iş göremezlik paralarından farklı bir yardım türüdür. Çocuk parası, pek çok farklı kurum tarafından verilmeye devam edilmektedir. Çocuk parası, süt parası ve doğum yardımı ile karıştırılmamalıdır. Çocuk parası almak isteyen anne ve babaların bulundukları ilin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yâda Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne başvurmaları yeterli olacaktır. Eğer ilçede yaşıyorsanız bu durumda Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na başvurmanız sonrasında siz de çocuk parası alabilirsiniz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından her yıl olduğu gibi 2020 yılında da bebek sahibi olan tüm annelere verilen bir ödeme türüdür. Bu ödemeyi SSK’lı çalışan olsun ya da olmasın doğum yapan tüm anneler başvuru yaptığı takdirde alabilir. Çocuk parası alabilmek için doğmuş çocuğun sağ olması gerekmektedir. Doğumun 15 Mayıs 2015 tarihinden sonra gerçekleşmesi gerekmektedir. Çocuk parası bir defaya mahsus her çocuk için ödenmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından verilen bu yardım parasının yanı sıra pek çok farklı çocuk parası da verilmektedir. Bunlar da aşağıda yer almaktadır.
DİKKAT:Çocuk yardımı parası (Doğum Yardımı) başvurusu yapmak için yeni doğan çocuğun ve annenin kimlik belgesiyle beraber başvuru yapmanız gerekmektedir.
Çocuk Yardımı Parasını Kimler Alabilir?
TC vatandaşı tüm annelere bu yardım verilir. Hiçbir koşul aranmaksızın mavi kart sahipleri ve bu yardımdan faydalanabilirler. Bu yardımdan faydalanmanız için çocuk parası başvurusu yapmanız gerekmektedir. Yabancı uyruklu (Suriyeli vs.) annelerin bu yardımdan faydalanma hakları yoktur. Memur, memurların çalışmayan eşleri, SSK’lı çalışan veya çalışmayan tüm anneler bu yardım ödemesini alabilirler. 2015 sonrasında doğan tüm çocuklarınız için zaman sınırlaması olmaksızın başvuru yaptığınız takdirde bu ödemeyi alabilirsiniz. Eğer çocuğunuz 15-05-2015 tarihinden sonra doğduysa, bu yardım parasını daha önce almadıysanız başvuru yaptığınız takdirde alabilirsiniz. Bu tarihten önce doğan çocuklar için ödeme talep edemezsiniz. Sadece SGK'lı olarak çalışan ve doğum yapan annelere verilen ödemedir. Gebelik sonrasında yasal izin sürelerinde işe gidemediği tüm günler için maaş ödemesi SGK tarafından işsizlik ödeneği adı altında verilmektedir. Doğum parası, 4A ve 4C olarak çalışan annelere verilmektedir. Bu para, çocuk parası ve süt parasından farklı olarak ödenmektedir.

Çocuk parası almak isteyenlerin aklını ilk kurcalayan soru, çocuk yardım parası ne kadar olmaktadır. Çocuk parası, bir defaya mahsus olarak alabilirsiniz. Yani her yeni doğan çocuk için bir defa ödeme yapılır. İkiz doğum yapan kişiler bir çocuk için 300, diğeri için 400 TL ödeme alabilmektedir. Kamu çalışanı anneler, direk kendi çalıştıkları kuruma başvuru yaparak çocuk parası almaya hak kazanabilir. Eğer bebeğinizi 15 Mayıs 2015 tarihinden sonra doğurmuşsanız sizler de başvuru yaparak devlet tarafından verilen doğum parası yardımını alabilirsiniz. 0-8 yaş arasındaki çocuklarınız için başvuru yaparak bir defaya mahsus paranızı alabilirsiniz. Çocuk parası kaç yaşına kadar ödenir diye soranlar için, 8 yaşına kadar "1 defaya mahsus" olarak ödenmektedir. Her yıl artış gösteren rakamlar 2020 yılında aşağıdaki gibidir;
Çocuk Parası Nereye ve Ne Zaman Yatar?
Çocuk parası almak için başvuru yaptıktan sonra sistemde sıraya alınarak paralar PTT'ye kendi isminize yatırılacaktır. Bu parayı sadece doğum yapan anne kimlik belgesiyle Ptt şubesine giderek çekebilir. İstediğiniz bir Ptt şubesine giderek kimlik belgenizle beraber çocuk parasını alabilirsiniz. Ayrıca aşağıdaki sayfayı ziyaret ederek çocuk parası sorgulamasını da yapabilirsiniz. Çocuk parası ile ilgili ayrıntılı bilgileri bu sayfamızda sizler için hazırladık. Konuyla alakalı sormak istediklerinizi aşağıda bulunan yorum bölümüne yazabilir, 144 ya da 183 numaralı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çağrı merkezini arayabilirsiniz. Sizler için bu sayfamızda çocuk parası başvurusu nereye yapılır ve çocuk parası ile ilgili güncel merak edilen konuları araştırarak hazırladık. Merak ettiklerinizi bizlere yorum bölümünden yazarak sorabilir ve uzmanlardan anında yanıt alabilirsiniz. Aşağıda yer alan bilgileri kullanarak sizin de dilekçeyi doldurup başvuru yapmanız gerekmektedir.
İnternetten Çocuk Parası Başvurusu
Bir çok kişi internetten çocuk parası başvurusu yapmak istemektedir ancak günümüzde e-devlet üzerinden veya farklı sitelerden internet üzerinden çocuk parası almak için başvuru kabul edilmemektedir. Devletimiz yeni doğum yapmış bireylere karşılıksız olarak belirli bir miktar maddi yardım yapmaktadır. Devletimizin 0-8 yaş arası çocuklar için ödemekte olduğu çocuk parası için başvuru nereye yapılır? 0-8 yaş arası çocukların beslenme ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için siz de çocuk parası alabilirsiniz. İşte tüm bilinmeyenleri ve merak edilenleriyle birlikte çocuk parası nereden alınır sorusuna alabileceğiniz en doğru yanıtlar. Çocuk parası almak istiyorsanız, öncelikle SGK İl Müdürlüğüne giderek, bebeğin ve doğum yapan annenin kimlik belgeleriyle beraber başvuru yapılması gerekmektedir. SGK İl Müdürlüğü'nde doldurulacak dilekçe sonrasında başvuru yapılmış kabul edilir ve para yattıktan sonra PTT şubelerine kimlik belgenizle giderek çocuk parasını alabilirsiniz. Çocuk yardımı parası annenin hesabının üzerine yattığı için, sadece anne olan kişi Ptt şubelerinden kimlik belgesiyle beraber para yattıktan sonra çekebilir. Eğer doğum yardımı başvurunuzu yaptıysanız işlem sıraya alınarak ödemeler PTT’ye annenin adına yatırılacaktır. Siz de çocuk parası sorgulamasını yaparak paranın yatıp yatmadığını takip edebilirsiniz. Doğum yapmış olduğunuz hastaneden ‘doğum raporu’, annenin kimlik fotokopisi ve bebeğin kimlik fotokopisini alarak sizler de, il müdürlüklerine ve kaymakamlığa başvurunuzu gerçekleştirebilirsiniz. Eğer çalışan bir anneyseniz sizler de çocuk parası yardımı için başvuru yapabilirsiniz. Lakin, incelikle çalıştığınız kurumla görüşmeniz gerekiyor. Çocuk parası başvurusu konusunda vermiş olduğumuz bilgileri okuyarak sizler de evraklarınızı tamamlayıp ilgili yerlere başvurunuzu gerçekleştirebilirsiniz 2020 yılında da devletimizin sunmuş olduğu çeşitli imkânlardan yararlanabilirsiniz.

https://www.kredibankalar.com/dogum-parasi/cocuk-parasi-basvurusu
submitted by cocukparasi to u/cocukparasi [link] [comments]


2019.11.02 21:26 teknikservisankara Merkezi Uydu Sistemleri

Merkezi Uydu Sistemleri
Binalarda ,sitelerde,kamu binalarında,okul ve hastane gibi alanlarda bir çok digital uydu yayınlarından toplu olarak faydalanmaları için tek merkeze kurulan, çanak anten görüntü kirliliğini önleyen uydu sistemlerine Merkezi Uydu Sistemi denir.
Günümüzde tüm yüksek katlı veya bireysel yapıların tamamında merkezi uydu sistemleri tercih edilmekte olup ülkemizde genelde Türksat, Dijitürk ve Hortbit gibi uydu yayınları merkezi uydu sistemlerine bağlanmaktadır.Merkezi uydu sistemi montajı yapıldıktan sonra sistem üzerinde kurulu olan uydular ile bağlantı kurulabilinir ve televizyon, radyo gibi yayınlar seyredilebilinir.
Firmamız merkezi uydu sistemleri konusunda hizmet vermekte olup; merkezi uydu sistemi santrallerine 3 yıl garanti vermekteyiz.
Merkeiz Uydu Sisteminin Faydaları
– Türksat ve Hotbird uydusundan yüzlerce kanalı HD görüntü kalitesiyle seyredilecektir.
– Herhan gibir ücretli yayın platformuna üye olmadan ücretsiz Türk kanalları seyredilmektedir.
– Evine alacağı, uydu alıcısının özelliklerine nazaran, kendi ilgisi doğrultusunda kanalları izleyecektir.
-Dairenin, ayrıca çanak anteni taktırması yerine sistemden faydalanması daha ekonomik olacaktır (bundan dolayı, kendisine ek olarak uydu anteni kurdurmak daha masraflıdır).
– Binanın dış cephesini ve çatısını yıpranmaktan kurtaracaktır.
Hangi kanallar izlenebilir?
Merkezi uydu sisteminden uydu kanallarını seyredebilmemiz için o ülkenin uydusunun bizim binamıza bağlanması gerekir , Türkiye de ise Türksat türk kanalları 500’den fazla , Hortbird Avrupa kanalları 400 den fazla ve istenirse dijitürk uydusunda kurulabilir.
Uydu yayınları paralı mıdır?
Hayır, uydu yayınlarını herhangi bir ücret ödemeden izleyebilirsiniz.
Uydudan gösterim meydana getiren kanalların çoğunluğu parasız yayınlardır. Ayrıca uydudaki şifreli yayınları takip etmek isteyenler, ücretli yayınlara(Dıgıturk, D-Smart) abone olarak bazı özel kanalları izleyebilir.
Merkezi uydu sistemi kurmak için binaya ne yapılıyor?
Çanak Antenleri Apartmanın çatısına kurup Ana dağıtıcı kutu uydu santralinide korunaklı bir yere monte ediyororuz.
Uydu Kabloları daireye nasıl Ulaştırılır
Havlandırma boşlukları şaft boşlukları dış cepheler gibi en uygun alan belirlenip uydu hatları çekilmektedir.
Fakat buralarda meydana getirilen işlemlere ilave olarak ortak mahallere kablo kanalı monte etmek gerekmektedir. Bu benzer biçimde durumlarda daire başı maliyet çıkmaktadır.
Merkezi uydu sisteminde kullanılan ekipmanlar
1 – Çanak anten
Uydudan gelen sinyal dalgalarını alıp Lnb’ye ileten parçadır.
2 – Santral Lnb (Quadro Lnb)
Santral lnb, uydudan çanak antene gelen verici dalgalarını biriktirerek uydu sinyalini merkezi uydu santraline (multiswitch) televizyon uydu kablosu vasıtası ile ulaştıran parçadır.
3 – Tv uydu kablosu
Sinyali nakliyat görevini üstlenir.
4 – Uydu santrali (multiswitch)
5 – Sat priz
Uydu Santralinden dairenize çekilmiş olan uydu kablosu sat prize bağlanır ve artık daireye uydu sinyali ulaşmış olur.
Genel Bilgiler;
* Kullanılacak malzemeler standartlara uygundur.
* Kullanılacak malzemelerin markası ve modeli yüklenici şirket sorumluluğundadır.
* Kurulum esnasında daire sakinlerinin evlerinde bulunmasını yönetim elde edecektir.
* Kullanılan malzemeler ve işçilik (iki) 2 yıl firmamızın garantisi altındadır.
* Merkezi sisteme firmamız haricinde çalışma yapıldığı takdirde garanti geçersiz kalır.
* Merkezi uydu sisteminin kurulacağı binada minimum 8 daire olması gerekmektedir
Merkezi Uydu Sistemi Fiyatları
Merkezi sistemlerin fiyatları Binada bulunan daire sayısı ve kullanılan uydu malzemesi ve daire başına istenen uydu hattına göre değişiklik göstermektedir. 10 daireli bir apartman için 1000 TL şeklinde bir ücret ödenmesi gerekirken, 50 dairelik bir apartman için 3500 TL yeterlidir. Buradan da anlaşılacağı suretiyle sisteme ne kadar fazla daire dahil olursa daire başına ödenmesi gereken hisse azalmaktadır. İşte zira şayet apartmanınızda merkezi uydu sistemi kurulması durumu varsa dahil olmanız sizin için daha iyi olacaktır.
10 DAİRELİK MERKEZİ SİSTEM FİYAT
1) 8/10 NEXT SANTRALİ KASKATLI
2) 200 M YERLİ KABLO
3) 2 ADET 110 DERECELİK ÇANAK ANTEN
4) 2 ADET NEXT SANTRAL LNB
5) 1 ADET 70 DERECELİK DİJİTÜRK İÇİN ÇANAK
6) 1 ADET DIGITURK LNB
FİYAT : 975 TL
12 DAİRELİK MERKEZİ SİSTEM FİYAT
1) 12/10 NEXT SANTRALİ KASKATLI
2) 200 M YERLİ KABLO
3) 2 ADET 110 DERECELİK ÇANAK ANTEN
4) 2 ADET NEXT SANTRAL LNB
5) 1 ADET 70 DERECELİK DİJİTÜRK İÇİN ÇANAK
6) 1 ADET DIGITURK LNB
FİYAT : 1200 TL (İŞÇİLİK DAHİLDİR.)
16 DAİRELİK MERKEZİ SİSTEM FİYATI
1) 16/10 NEXT SANTRALİ KASKATLI
2) 200 M YERLİ KABLO
3) 2 ADET 110 DERECELİK ÇANAK ANTEN
4) 2 ADET NEXT SANTRAL LNB
5) 1 ADET 70 DERECELİK DİJİTÜRK İÇİN ÇANAK
6) 1 ADET DIGITURK LNB
FİYAT : 1400 TL (İŞÇİLİK DAHİLDİR.)
20 DAİRELİK MERKEZİ SİSTEM FİYAT
1) 20/10 NEXT SANTRALİ KASKATLI
2) 200 M YERLİ KABLO
3) 2 ADET 110 DERECELİK ÇANAK ANTEN
4) 2 ADET NEXT SANTRAL LNB
5) 1 ADET 70 DERECELİK DİJİTÜRK İÇİN ÇANAK
6) 1 ADET DIGITURK LNB
FİYAT : 1600 TL (İŞÇİLİK DAHİLDİR.)
24 DAİRELİK MERKEZİ SİSTEM FİYAT
1) 24/10 NEXT SANTRALİ KASKATLI
2) 200 M YERLİ KABLO
3) 2 ADET 110 DERECELİK ÇANAK ANTEN
4) 2 ADET NEXT SANTRAL LNB
5) 1 ADET 70 DERECELİK DİJİTÜRK İÇİN ÇANAK
6) 1 ADET DIGITURK LNB
FİYAT : 1800 TL (İŞÇİLİK DAHİLDİR.)
.
30 DAİRELİK MERKEZİ SİSTEM FİYAT
1) 30/10 NEXT SANTRALİ KASKATLI
2) 200 M YERLİ KABLO
3) 2 ADET 110 DERECELİK ÇANAK ANTEN
4) 2 ADET NEXT SANTRAL LNB
5) 1 ADET 70 DERECELİK DİJİTÜRK İÇİN ÇANAK
6) 1 ADET DIGITURK LNB
FİYAT : 2000 TL (İŞÇİLİK DAHİLDİR.)
submitted by teknikservisankara to u/teknikservisankara [link] [comments]